Ehlibeyt Dostları Hazreti Fatıma’nın (s.a) Şehadetinin Yıldönümü Münasebeytiyle Yasta

0

Hazreti Fatıma’nın (s.a) azametini ve o büyük şahsiyetin varlıksal bereketlerini açıklama noktasında ne diyebilir ve nereden başlayabiliriz?

Hazreti Fatıma (s.a), Allah’ın varlıkları vasıtasıyla âlemi yarattığı bir Ehlibeyt’tendir. Bu bağlamda Allah’ın Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Eğer biz olmasaydık Allah, ne Âdem’i ve ne de Havva’yı, ne cenneti ve ne de ateşi, ne göğü ve ne de yeri yaratmazdı.” (1)Ya da Hazreti Ali (a.s) Muaviye’ye yazdığı mektubunda şöyle buyuruyor: “Bizler Rabbimizin seçilmişi ve terbiye edilmişiyiz ve insanlar bizim elimizle terbiye edilmişlerdir.” (2)Bu ibaret mana bakımından çok önemlidir. Bazıları, bu ibaretin manasının, “insanlar bizim mektebimizin eliyle eğitilmiş ve terbiye bulmuşlardır,” olduğunu söylemektedirler; ama ibaretin şu manada, “yaratılışın son hedefi Muhammed ve Al-i Muhammed’dir,” olduğunu söylemenin de hiçbir sakıncası yoktur. Yüce Allah kutsi hadiste şöyle buyuruyor: “Seni kendim için yarattım…” (3) Diğer bir hadiste ise şöyle buyuruyor: “Eğer sen olmasaydın felekleri yaratmazdım.” (4) İnsan Allah’ın bu sözlerinin ne manaya geldiğini anlayamaz. “Ben seni kendim için yarattım ve tüm felekleri senin için yarattım” ne demektir?

Bu sözlerden anlaşılan şu ki, onların Yüce Allah ile olan irtibatları oldukça yücedir; nitekim Allah da yüce ve uludur. Elbette Peygamber efendimiz (s.a.a) acziyetini izhar edip şöyle buyuruyor: “Ben seni olması gerektiği gibi hakkıyla tanıyamadım.”[5]

Bilinmesi gereken şu ki, bizim neyimiz varsa hepsi Ehlibeyt’tendir. Onlar dışında kim ne derse, insan onları incelediğinde bir yere bağlı olmadığını ve güvenilir olmadığını anlıyor.

Ehlibeyt mektebinde her şey vardır. Peygamber efendimiz (s.a.a) buyuruyor ki: “Ben size iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum; Allah’ın kitabı ve itretim, Ehlibeytim.” Yani her şeyi Ehlibeyt’ten alın ve onlardan başkasından almayın.

Peygamber efendimiz (s.a.a) buyurdu ki: “Ne onlardan öne geçin ve ne de geride kalın; öne geçerseniz sapıtırsınız ve geriye kalırsanız helak olursunuz. Yine buyuruyor ki: “Onlara bir şey öğretmeyin; çünkü onlar sizden daha bilgindirler.”

Ehlibeyt arasında Hazreti Fatıma’nın (s.a) ayrı bir yeri ve merkeziyeti vardır. Dikkat ederseniz, Ehlibeyt tanıtıldığında o ilk başta zikredilir ve onların başında gelir; «هُمْ ‏فَاطِمَةُ وَ أبُوهَا وَ بَعْلُهَا وَ بَنُوهَا»[(6

Onun Ehlibeyt arasında özel bir makamı ve azameti vardır ve tüm Ehlibeyt onun vücuduyla iftihar etmektedirler. Gerçekte o mukaddes vücut, tüm Ehlibeyt için hüccettir; yani kendi hakkaniyetleri ve gasbedicilerin ve zalimlerin batıl olduğunu o Hazretin değerli vücuduyla delillendiriyorlar. Tüm Ehlibeyt hüccettir; ama Hazreti Fatıma’nın (s.a) bu bakımdan diğerlerine nazaran hücciyeti daha fazladır.

Hazreti Fatıma (s.a) varlık âleminin tüm kadınlarının efendisi ve en üstünüdür, Allah Resulünün parçasıdır, veliyullahın yanındadır; Kur’an’ın hükmüyle Mübahaleye katılma liyakati bulan tek kadındı. Babası, eşi ve evlatları gibi ismet ve taharet makamına ulaşan tek kadındı. Ümmü seleme’nin bile altına girme iznini alamadığı Kisanın altına girmeye liyakati olan tek kadın Hazreti Fatıma’dır.

O nübüvvet makamı dışında, ahlak, ilim ve diğer kemaller noktasında babası nispetinde aslına uygun bir nüsha idi.

O, ilim ve hidayet manasında imamet makamına sahipti ve iffet, ismet, keramet ve örtü noktasında İslam’ın en önde gelen kadını unvanıyla, tam bir olgu ve örnekti. Ev dışındaki işlerle uğraşmak ve namahrem erkeklerle birlikte çalışmak, makam sahibi olan ve iffet ve örtüyü riayet eden bir kadının şanında değildir; hakkında “Yüce Allah, Fatıma’nın gazabıyla gazaplanır ve onun rızasıyla razı olur” hadisi söylenen bir kadın için ne demeli!

Fatimi (s.a) Günleri Anmanın Gerekliliği

Fatıma’nın (s.a) şehadet günlerinin anılması, onun sirerinin, zühdünün, ibadetinin, ilminin ve hikmetinin zikredilmesi her zaman ki programımız olmalıdır; konuşma ve yazılarda, her fırsatta dile getirilmelidir.

Onun yaşadığı apaçık musibetler ki o kadar açıktır ki bir Sünni olan İbn Esir bile en-Nihaye kitabında onları zikretmekten kaçınamamıştır, her fırsatta açıklanmalıdır.

İbn Esir en-Nihaye’de, Hazreti Fatıma’dan (s.a) şu iki şiiri şahit olarak getiriyor ki İslam’ın en önde gelen hanımının yaşadığı musibetleri ve uğradığı saygısızlıkları kısaca dile getiriyor. Bu iki şiire bakan herkes, Hazreti Fatıma’nın (s.a) gerçekleşen olaylar karşısındaki rahatsızlığının şiddetini, çektiği acıları ve üzüntüsünü açıkça anlıyor. Hazreti Fatıma (s.a) değerli babasına hitap ederek şöyle buyuruyor:

قَدْ کـانَ بَعْدَک أنباء وَ هَنْبَثة    لَو کُنتَ شاهدَها لم یکثر الخُطَب

إنّا فَقَدْناک فَقْد الأرضِ وابلَها    فَاختل قومُک فاشْهدهم وَ لاتَغب

Tarihi insanlara açıklamalıyız ve Hazreti Fatıma’nın (s.a) o mucizevi hutbesini (Fedekiye Hutbesi) herkese ve insanlara ulaştırmalıyız.

Hazreti Fatıma’nın (s.a) şehadet günleri olan bu Fatimiye günlerinde, o Hazretin yüce makamı önünde saygıyla eğilmeli ve ona karşı olan sevgi ve muhabbetimizi en iyi şekilde göstermeliyiz.

Toplumumuzun, onun eşine karşı olan davranış yöntemine ve çocuklarını eğitim tarzını bilmeye ihtiyacı vardır. Bugün onun sözleri tüm kadın ve erkekler için örnek olmalıdır.

1- Uyun-u Ahbari’r-Rıza (aleyhis selam), c.1, b.26, h.22.

[2] Nehcu’l-Belaga, 28.mektup.

[3] El-Cevahiru’s-Seniye, Şeyh Hür Amuli, s.710.

[4] Biharu’l-Envar, c.15, b.1, h.48.

[5] Biharu’l-Envar, c.68, b.61, h.1.

[6] Avalimu’l-Ulum, s.933.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar