Ebu Bekir

0

Cevap: Ehli sünnet kitaplarında mevcut olan bir çok sahih senetli hadiste bu mübarek lakapların Emire’l Müminin Hz. Ali’ye (a.s) has lakaplardan olduğu kyıtlıdır.
Ancak maalesef ehli sünnet Hz. Ali’ye ait olan bu fazileti onun için kullanmamış!!! öteki halifeler için nakletmeye çaba sarf etmiştir!! Burada yalnızca Ehli sünnet kitaplarında nakledilen bu sahih hadislerden bir kaçına değinerek tarihi gerçekleri ortaya koyacağız…

1. Ehli sünnet mensupları arasında Sihah-ı Sitte diye meşhur olan kitaplarından biri olan İbn Mace, sahih senetli şu hadisi nakletmiştir:
عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ قَالَ عَلِيٌّ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ وَأَخُو رَسُولِهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَنَا الصِّدِّيقُ الْأَكْبَرُ لَا يَقُولُهَا بَعْدِي إِلَّا كَذَّابٌ صَلَّيْتُ قَبْلَ النَّاسِ بِسَبْعِ سِنِينَ .

 

“Ebbad bin Abdullah, Hz. Ali’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Ben Abdullah’ım (Allah’ın kuluyum), Ben Resulullah’ın (s.a.a) kardeşiyim, Ben Sıddık-ı Ekber’im (en büyük sıddık), benden sonra yalancıdan başka hiç kimse kendisine “sıddık” demez. Ben herkesten yedi yıl önce namaz kıldım.”[1]
(Burada zikredeceğimiz kitapların tamamı ehli sünnete aittir)
1. Süneni İbn Mace, c. 1, s. 44
2. el Bidayetu ve’n Nihayet, c. 3, s. 26
3. el Müstedrek Hakim-i Nişaburi, c. 3, s. 112
4. El Müstedrek’in telhisi, Zehebi’nin haşiyesinde
5. Tarihi Taberi, c. 2, s. 56
6.  El Kamil, İbni’l Esir, c. 2, s. 57
7. Feraidu’s Simteyn, Hamuniy, c. 1, s. 248
8. El Hesais, Nesai, (tüm senedi güvenilir ve sıga raviler tarafından nakledilmiştir) s. 46
9. Tezkiretü’l Havas, İbn Cevzi, s 108
10… ve onlarca başka belge ve senet…
İbn Mace’nin muhakkiki hadisin devamında şöyle yazmaktadır:
في الزوائد : هذا إسناد صحيح . رجاله ثقات . رواه الحاكم في المستدرك عن المنهال . وقال : صحيح على شرط الشيخين .

 

(Buseyri) bu rivayeti (Süneni İbn Mace’nin) zevaidinde nakletmiş ve şöyle demiştir: “Bunun senedi sahih ve hadisi rivayet edenler güvenilir insanlardır.” Hakim Nişaburi, El Müstedrek kitabında bunu naklederek “Buhari ve Müslim’in şartlarına göre bu hadis sahihtir” demiştir.
****
2. İbn Kuteybe Ed Deyneveri, “El Maarif” kitabında şöyle yazmıştır:
عن معاذة بنت عبد الله العدوية سمعت علي بن أبي طالب على منبر البصرة وهو يقول أنا الصديق الأكبر آمنت قبل ان يؤمن أبو بكر وأسلمت قبل أن يسلم أبو بكر .
“Abdullah Adviye’nin kızı Muaze şöyle rivayet etmektedir: Ali bin Ebu Talib’in Basra’daki minberin üzerinde şöyle dediğini duydum: “Ben Sıddık-ı Ekber’im (en büyük sıddık benim) Ben, Ebu Bekir iman getirmeden önce iman getirdim, Ben, Ebu Bekir İslam getirmeden (Müslüman olmadan) önce İslam getirdim (Müslüman oldum).”
Kaynaklar:
1. İbn Kuteybe, El Maarif, s. 169,
2. Tehzibu’l Kemal, El Muzi, c. 12, s. 18 – 19
3. El Bidayetü ve’n Nihayet, İbn Kesir, c. 7, s. 370
3. İbn Merdeviye İsfahani, Menakıbında, Fahri Razi, Alusi, Ebu Heyyan ve Celalletin Suyiti tefsirlerinde, Mütakki Hindi Kenzu’l Ummal’da, Menavi Feyzu’l Kadir’de… Hz. Peygamberin (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir:
” الصديقون ثلاثة : حبيب النجار مؤمن آل ياسين ، وحزبيل مؤمن آل فرعون ، وعلي بن أبي طالب الثالث ، وهو أفضلهم .

 

“Sıddıklar üç kişidir: Habibi Neccar Mümini Al-i Yasin, Hezgil Mümini Al-i Firavun ve Ali bin Ebu Talip. Üçüncüsü (Ali) onların en üstünüdür.”
Kaynaklar:
1. Menakıbi Ali bin Ebu Talip (a.s)… Ebu Bekir Ahmet bin Musa İbn Merdeviye El İsfahani, s. 331
2. Camiu’s Sağir, Celalettin Suyuti, c. 2, s. 115
3. Kenzu’l Ummal, El Muttaki El Hindi, c. 11, s. 601
4. Feyzu’l Kadir, El Menavi, c. 4, s. 313
5. Tefsiri Fahri Razi, c. 27, s. 57
6. Tefsiri Bahri’l Muhit, Ebu Heyyan Endulisi, c. 7, s. 442
7. Tefsiri Alusi, c. 16, s. 145
8. Tarihi Dimeşk, İbn Asakir, c. 42, s. 43 ve c. 42 s. 313
9. El Menakib, El Muvaffak El Harezmi, s. 310
10…

 

Eğer Ebu Bekir’in lakabı da “Sıddık” olsaydı, Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) onu bizzat söyler ve bu hadiste de sıddık üç kişidir yerine dört kişi der ve onun da adını zikrederdi. Dolayısıyla Ebu Bekir’e “sıddık” denmesi Peygamber efendimizin bu hadiste sıddıkları üç kişiyle sınırlandırması ve onlara mahsus bilmesiyle net olarak çelişmektedir.
Ehli sünnetin ünlü müfessir ve ediplerinden olan Celalletin Suyuti “Ed Durru’l Mensur” tefsirinde ve Kunduzi Hanefi, “Yenabiu’l Meveddet” kitabında bu rivayetin aynısını az bir farklılıkla Tarihi Buhari’den şöyle nakletmiştir:
وأخرج البخاري في تاريخه عن ابن عباس قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم الصديقون ثلاثة حزقيل مؤمن آل فرعون وحبيب النجار صاحب آل ياسين وعلي بن أبي طالب .

 

“Buhari Tarih kitabında İbn Abbas’tan şöyle nakletmiştir: “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sıddıklar üç tanedir: Hezgil Mümin’in Al-i Firavun, Habibi Neccar sahibi Al-i Yasin, ve Ali bin Ebu Talip.”
Kaynaklar
1. Ed Durrul Mensur, Celalletin Suyuti, c. 5, s. 262
2. Yenabiu’l Meveddet, El Kunduzi, c. 2, s. 400
3….
Ancak çok ilginçtir ki Suyuti ve Kunduzi’nin Buhari’den naklettikleri bu hadis şu anda Buhari’nin Tarihi Kebir ve Sağir kitaplarında bulunmamaktadır!! (Buhari’nin bir çok nüshası incelenmiş, ancak böyle bir hadis bulunmamıştır!!!) Bu da Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) düşmanlarının onun hakkında mürtekip oldukları başka bir zulümdür. Bu şekilde onun hakkında tarihte kaydedilmiş faziletleri kitaplardan silerek onun hadsiz hesapsız faziletlerini insanların gözlerinden uzak tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak o kadar gafil ve cahillerdir ki bu kitaplarda yaptıkları tahriflerden önce başka ulemalar kendi kitaplarında bu hadisleri nakletmiş ve kaynağını belirtmişlerdir. Bu da onların kendi inançları uğruna gerektiğinde kaynak kitaplarını bile tahrif edebileceklerini ortaya koymaktadır!!
Ehli sünnet Ulemaları bu iki lakabın Ebu Bekir ve Ömer için uydurulduğunu itiraf etmişlerdir
Öte yandan bir çok ehli sünnet uleması bu iki lakabın Ebu Bekir ve Ömer’in hakkı olmadığını itiraf etmiş ve bu hadislerin sahte ve uydurma olduklarını açıklamışlardır. Ehli sünnetin ünlü alimlerinden İbn Cavzi, “El Mavzuat” kitabında şöyle yazmaktadır:
عن أبى الدرداء عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : «رأيت ليلة أسرى بى في العرش فرندة خضراء فيها مكتوب بنور أبيض : لا إله إلا الله محمد رسول الله أبو بكر الصديق عمر الفاروق».

 

“Ebu Derda, Hz. Resulullah’tan (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir: “Miraç gecesinde Allah’ın arşında yeşil bir levhanın üzerine beyaz bir nurla şöyle yazılmıştı: ‘La ilahe illallah Muhammed’en Resulullah, Ebu Bekir Sıddık ve Ömer Faruk”
Rivayeti naklettikten sonra şöyle yazmaktadır:
هذا حديث لا يصحّ ، والمتّهم به عمر بن إسماعيل قال يحيى : ليس بشئ كذّاب ، دجال ، سوء ، خبيث ، وقال النسائي والدارقطني : متروك الحديث .

 

“Bu hadis sahih değildir. İtham sahibi Ömer bin İsmail’dir. Yahya bin Muin onun hakkında şöyle demiştir: Onun sözünün bir değeri yoktur, yalancıdır, kötü, habis ve deccal’dır (hokkabaz). Nesai ve Darukutni onun hakkında şöyle demişlerdir: “Onun hadisi terk edilmiştir.”
(El Mavzuat, İbn Cavzi, c. 1, s. 327.)
Başka bir yerde şöyle yazmıştır:
هذا باطل موضوع وعلى بن جميل كان يضع الحديث …
“Bu rivayet batıl ve uydurmadır. (rivayeti nakleden) Ali bin Cumeyl hadis uyduran biriydi…”
(El Mavzuat, İbn Cavzi, c. 1, s. 336.)
Başka bir yerde şöyle yazmaktadır:
هذا حديث لا يصح عن رسول الله صلى الله عليه وسلم . وأبو بكر الصوفى ومحمد بن مجيب كذابان ، قاله يحيى بن معين .

 

“Bu hadisin Hz. Resulullah’tan nakledildiği doğru değildir. zira (rivayeti nakleden) Ebu Bekir Sufi ve Muhammed bin Mucib’in her ikisi de yalancıydı. Bu sözü Yahya bin Muin nakletmiştir.”
(El Mavzuat, İbn Cavzi, c. 1, s. 337.)
Heysemi’de bu rivayeti naklettikten sonra şöyle yazmaktadır:
رواه الطبراني وفيه على بن جميل الرقى وهو ضعيف .

 

“Bu rivayeti Tabarani nakletmiştir ve onun senedinde Ali bin Cumeyl Rıkki bulunmaktadır ve o zayıftır.”
(Mecmeu’z Zevaid, El Heysemi, c. 9, s. 58.)
Muttaki Hindi, bu rivayeti naklettikten sonra şöyle yazmaktadır:
…وفيه محمد بن عامر كذّاب

 

“İbn Asakir, bunu nakletmiştir ve senedinde Muhammed bin Amir bulunmaktadır ve o yalancıdır.”
(Kenzu’l Ummal, c. 13, s. 236.)
İbn Habban bu iki rivayeti naklettikten sonra bu konu hakkında şöyle yazmaktadır:
وهذان خبران باطلان موضوعان لا شكّ فيه ، وله مثل هذا، أشياء كثيرة يطول الكتاب بذكرها .

 

“Bu iki rivayetin batıl ve uydurma olduğunda kuşku yoktur. Ve bunun gibi bir çok (uydurma) rivayet bulunmaktadır. Hepsini nakledersek kitabımızın hacmi çoğalır.”
(Kitabu’l Mecruhin, c. 2, s. 116.)
İbn Hacer Askalani ve Şemsuddin Zehebi de bu rivayeti naklettikten sonra şöyle yazmaktadırlar:
“Bu rivayet batıldır ve buna itham olunan Hüseyin’dir.”
(Mizanu’l İ’tidal, Zehebi, c. 1, s. 540, ve Lisanu’l Mizan, İbn Hacer, c. 2, s. 295.)
İbn Kesir Dimeşki de bu konuda şöyle yazmıştır:
فإنّه حديث ضعيف في إسناده من تكلم فيه ولا يخلو من نكارة ، والله أعلم .

 

“Bu hadis zayıftır, bunun senedinde bulunan şahsın hakkında bazı sözler söylenmiştir ve onun sözleri inkardan ari değildir. Allah daha iyi bilir.”
(El Bidayet ve’n Nihayet, c. 7, s. 230.)
İLK OLARAK ÖMER’E FARUK DİYEN EHLİ KİTAP’TIR
Muhammed bin Saad, Tabakatu’l Kubra’da, İbn Asakir, Tarihi Medinetu Dimeşk, İbn Esir, Usdu’l Ğabe ve Muhammed Bin Cerir Taberi, Tarihinde şöyle yazmışlardır:
قال بن شهاب بلغنا أن أهل الكتاب كانوا أول من قال لعمر الفاروق وكان المسلمون يأثرون ذلك من قولهم ولم يبلغنا أن رسول الله صلى الله عليه وسلم ذكر من ذلك شيئا .

 

“İbn Şahab, diyor ki bize ulaştığına göre Ömer’e ilk defa “Faruk” diyenler Ehli kitaptır. Müslümanlar onların (Hıristiyan ve Yahudilerin) sözlerinden etkilenerek Ömer’e Faruk demeye başladılar. Hiç Şüphesiz Hz. Peygamberin (s.a.a) onun hakkında böyle bir şey söylediği bize ulaşmamıştır.”
Kaynaklar:
1. Et Tabakatu’l Kubra, Muhammed Bin Saad, c. 3, s. 270
2. Tarihi Medine ed Dimeşk, İbn Asakir, c. 44, s. 51
3. Tarihi Taberi, Tabari, c. 3, s. 267
4. Usdu’l Ğabe, İbn Esir, c. 4, s. 57

 
Ayrıca İbn Kesir Dimeşki, Ömer ibn Hattap kitabının tercümesinde muteber kitap olan El Bidayet ve’n Nihayet kitabında şöyle yazmaktadır:
عمر بن الخطاب… الملقب بالفاروق قيل لقبه بذلك أهل الكتاب

 

“Faruk lakaplı Ömer bin Hattab… için diyorlar ki bu lakabı ona ehli kitap (Hıristiyan ve Yahudiler) takmıştır.”
(El Bidayet ve’n Nihayet, İbn Kesir, c. 7, s. 150.)
Sonuç olarak “Sıddık” ve “Faruk” lakapları Müminlerin Emiri olan Hz. Ali bin Ebu Talib’in has lakaplarındandır ve her kim bu lakapları kullanmışsa hadislerinde buyurduğu gibi yalancıdır ve bu lakapları doğru yerde kullanmayanlarda Allah katında günahkardır. Dolayısıyla Ehli sünnetin Hz. Peygamber efendimizin (s.a.a) ağzından naklettikleri rivayetler (yine bazı ehli sünnet alimlerinin de itirafı ile) uydurma ve sahte rivayetlerdir. Ayrıca görüldüğü gibi Faruk lakabını da Hz. Peygamber efendimiz kesinlikle Ömer için kullanmamış tam tersi Hıristiyan ve Yahudiler tarafından kendisine söylenmiştir. Daha sonra Ömer taraftarları tarafından kendisine bu şekilde söylenmeye başlanmıştır.
** Bu konuda Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları (a.s) tarafından nakledilen hadislerin hiç birisine değinmedik, sadece Ehli sünnet kitaplarında nakledilen bazı rivayetleri aktardık.

———————————-
[1] – Hadiste açıkça herkesten yedi yıl önce Müslüman olduğunu söylemektedir.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar