GENÇLERİN DÜNYASI
Diğer Konular
Kars'ı Tanıyalım | Kars'ı Tanıyalım |
|
|
|
Kars Doğu Anadolu da ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir.
Ancak mekanın bu olumsuzluğu ilin sanayii gelişmesinde nispeten olumsuz olmuş olsa da il turizm potansiyeli açısından bölgenin başlıca illerinden birisidir.İl ülkemizin başlıca kış turizm merkezinden birisidir ve yapılacak yatırımlarla bu alanda daha da gelişebilir.Bunun yanı sıra kültür turizmi açısından da tarihin çok eski devirlerine uzanan antik kalıntıları ve ören yerleri ile önde gelen kültür turizmi açısından da Yontma Taş Çağından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olan kent önde gelen kültür turizm merkezlerindendir.İlin inanç turizmindeki potensiyeli de dikkat çekicidir.Selçukluların M.S.1064 yılında Anadolu''ya ilk girişlerinde Anı Ören yerinde yaptıkları camiler, erken dönem Hıristiyan kiliseleri bu potansiyelin bir göstergesidir.İl bozulmamış doğasıyla da eko turizm ve spor turizmi açısından kullanılmayı bekleyen önemli bir potansiyele sahiptir. Kars şehrinin adı bir Türk boyu olan Karsaklar''dan gelmektedir.M.Ö.130-127 yıllarında Kafkasyadan gelerek Kars çevresine yerleşen Karsaklar ilimize bu adı vermişlerdir.Bu durumda Kars en eski Türkçe il adı ünvanını kazanmıştır.Arkeolojik çalışmalarda bölgenin Yontma Taş Devrinden (M.Ö.13000-10000) itibaren kesintisiz iskan gördüğü anlaşılmıştır. Bölgede Hurriler, Urartular, İskitler, Parthlar, Sasaniler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Gürcüler, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır.Bu medeniyetlerin izlerini günümüzde Kars merkezde Anı Ören yerinde ve ilçelerimizde ayakta kalmış taşınmaz kültür varlıklarında görmekteyiz. KİŞMİŞLİ PİLAV, SARI KÖKLÜ PİLAV, KABURGA DOLMASI, LÜLE KEBAP, PİTİ, BOZBAŞ, AYRAN AŞI, LAVAŞ, TANDIRDA KUZU, CILBIR, MADIMAK, GÜZ OĞLAĞI, BOĞANAK KABAĞI, HANGEL, HAŞIL, GUYMAH, HASIDA, KAVURGA , KAVURMA, KATIK , KAŞAR PEYNİRİ, KAYMAĞI , SÜTLAÇI, ERİŞTESİ , BEÇE KIZARTMASI, FERE YAHNİSİ, SARI BALIĞI, GÖBELEK KEBABI , UN HÖRRESİ, DAĞ KEBABI vb Karsın Ağız Lezzetleridir. Karsın "KETE"'si, "TULUM ÇEÇİLİ" ve "AYVALI-ŞERBETLİ KAZ ETİ YEMEĞİ" Meşhurdur. KARS'TA ORTA ASYADAN GELME ÖZTÜRKÇE KELİMELER KULLANILIR; İltifat olarak Derdin Alım anlamında "Gadang Alım", Karpuz ve Kavunun Olunlaşmamışına "Kelek" Aşırı olgunlaşıp içi düşenine "Şalak", Konuşmak yerine "Danışmak", Beklemek yerine "Gözlemek",Dikkat et yerine "Gözde", Sokaklarda Köşe yerine "Küçe", iyi hoş olmuş anlamında "Gaşeng", Götürmek yerine "Aparmak", Götürdü yerine "Apardı", Bulmak Yerine "Tapmak" , Buldu yerine "Taptı", Çocuk yerine "Bala", Torun yerine "Neve", Kemik yerine "Sunk", Zehir yerine "Ağu", Düşman yerine "Yağı", Yaramaz yerine "Hayta", Destek yerine "Kömek", Mızrak yerine "Cirit", Bahçe Duvarına "Çeper", Evin Kapı ağzına "Avlu-Astana", Kısa Boylu yerine "Gödek", Zayıf yerine "Arık", Şişman yerine "Kök", Mavi yerine "Gök", Yeşermiş yeine "Göğermiş", Güvercin yerine "Göğerçin", Yoğurt yerine "Katık", Toplamak, Toparlamak yerine "Yıkşırmak", iyi olmuş-yakışır yerine "Yakşı-Yahşı", Kova yerine "Cıngır", Banyo yapmak yerine "Çimmek", Panikledi yerine "Garıhdı", Paniklemek yerine "Garıhmak", Prenses yerine "Begüm-Beyim", Kıral Yerine "Han", İmparator yerine "Hakan-Kağan", Ekmek yerine "Çörek", Ayna yerine "Güzgü", yakacak çalı çırpı için "Gırcın", Kartal yerine "Kuzgun", Şahin yerine "Çalağan" ya da "Kırgı", Sivrisinek yerine "Ağcakanat" yada "Mığmığa", Çaydan Demlik yerine "Çuğun", Çamur yerine "Zığ", Fermuar yerine "Zırzır", Herzaman yerine "Hemeşe", Eşek yavrusuna Sıpa yerine "Kotuk" yada "Hotuh", Kedi yerine "Pişik", Kaz ve Ördek yavrusuna "Bilik", Tavuk yavrusuna Civciv yerine "Cüce" üç aylık olunca dişisine "Fere" Erkeğine "Beçe" 1 yaşında oluca erkeğine "Horoz", Mızrak yerine "Cirit", Asker yerine "Er", Ordu yerine "Koşun", Yabani At'a "Yılki", At'ın Yavrusuna "Tay" yada "Kurik", At ve Boğanın tarlada kullanılmak üzere kısırlaştırılmışına "Yabı" yada "İbiş", Koyunun yavrusuna "Kuzu" 6 aylık olduğunda erkeğine "Toklu" dişisine "Şişek" 1 yaşına geldiğinde erkeğine "Erkek" Dişisine "Kısır" 2 yaşına geldiğinde erkeğine "Koç" dişisine "Koyun", Keçinin yavrusuna "Gıdik" 1 yaşına geldiğinde erkeğine "Oğlak" yada "Erkeç" dişisine "Çepiç" 2 yaşına geldiğinde erkeğine "Teke" eğer teke sürüye öncülük yapıyorsa "Seyis", İnek'in yavrusuna "Dana" l yaşına geldiğinde erkeğine "Tosun" dişisine "Düğe" 2 yaşına geldiğinde erkeğine "Boğa" kısırlaştırılmışsa "Öküz, Yabı, İbiş" dişisine "İnek", Ateş yerine "Od", sönmek üzere olan ateş'e "Sengi, Sengimiş", Cesur kişiye "Kara", Gözükara korkusuz kişiye "Deli", bilinen Deli Kelimesi yerine "Ahraz, Akılsız", Yaşlı yiğit sözü geçen kişiye "Dadaş", su içinde yetişen ot'a "Camak", geçen yıl yerine "Bıldır", ileri yerine "Anarı", Geri yerine "Beri", "Geçen yıl" yerine "Öte yıl, "Geçen gün" yerine "Öte gün", Hayvan sürüsüne "Celep" sahibine "Celepci", Yüce yerine "Uça", yuvarlak Ot Kümelerine "Bulul" bululların üst üste yığılmasına "Taya", henüz bulul veya taya yapılmamış ama biçilmiş ot yığınına "Küleş", Hindi yerine "Cuga" yada "Culuk", otururken yarı uyanık uyuklamaya "Mürgülemek", Bahçe Duvarına "Çeper", Lahana yerine "Kelem", Havuç yerine "Pürçüklü", Hırsız yerine "Oğurçu", Hırsızlık yerine "Oğur-Oğuru", Ovalı yerine "Aranlı", Dağlı yerine "Ayrımlı", Pelerin yerine ise eğer pelerini Çoban giyiniyorsa "Hıllik" bir bey giyiniyorsa "Yapınçı", yabancı için "Özge", Kendine ait olan için "Özgü" gibi kavramlar kullanılır. Ayrıca Kars'daki Azeri Ağzı ile Türkçe kullanımında genellikle D yerine T Harfi Kullanılır. Doktor yerine "Tohdur", Diş yerine "Tiş", Düşmek yerine "Tüşmeh", Diken yerine "Tiken" gibi. Fakat Deri, Dere, Değirmen gibi kelimelerde D harfi aynen kullanılır. Yanısıra, Kars yerine "Gars", Kar yerine "Gar", Kara yerine "Gara", Kapı yerine "Gapı", Kale yerine "Gala-Kala" hatta hapishane yerinede "Kala" denilir. Karsta Tren kelimesi yerine "ÇAHÇAH" denilir. Hatta 1877-1917 yılları arasında süren Rus İşgali esnasında ilk tren Karsa gelmiş ve de ilk Gar Akyaka ilçesinde kurulmuştur. Akyakaya gelen ilk tren Kırmızı olduğundan bu ilçenin eski adı "Kırmızı Tren" anlamına gelen "Kızıl Çahçah"'dır. Karsa eskiden deve kervanları ile mallar getirilip ticaret yapıldığından, develerin arka arkaya dizilmesi ile oluşan bu ticari taşımaya "KATAR" ismi verilmiştir. Zamanla Deve Kervanlarının yerini Tren vagonları alınca deve gibi arka arkaya dizilmiş bu vagonlarada "KATAR" denilmiştir. Terekeme-Azeri kelimeleri : Oğuzlar Müslüman olunca Farslar Müslüman olan oğuzlara "Türki-iman" yani Müslüman olan Türk dediler. Bu kelime zamanla Anadoluda "Türkmen, Arabistan ve kafkasyada "Terakime", Kars'ta "Türhman-Türkman", Tebriz Hoy Urmuye şehirlerinde "Türükemen" şeklinde değişime uğradı. Sonra Müslüman olan Oğuzar Selçuklu Devletini kurdular, Ardından Akkoyun Karakoyun Devletlerini kurdular. Sonra Uzun Hasanın Torunu olan İsmail Safevi, Safeviler Devletini kurdu ve bu devletin Yönetime aktif katılan kısmı "Azeri" ismini aldı, yönetime aktif katılmayıp eski geleneksel hayatlarını idame ettirenler "Terakime, Türkmen, Türhman, Terekeme" isimleri ile anılmaya devam ettiler ve bunlar hayvancılıkla uğraşıp savaş zamanlarında askere gitmekten başka bir faaliyette bulunmadılar. Karapapak Kelimesi : Yukarıda bahsettiğim Müslüman Oğuzların Karakoyun Devletine mensup olanları, Giyindikleri Kalpakların Kara olmasından Dolayı "Karapapak" olarak anıldılar. Papak kelimesi Kalpak'tan türemedir ve Şapka anlamındadır. Kalpaklarının Kara olmasının nedenide Kalpağın hammaddesi olan derinin elde edildiği koyunların Kara olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak Özbekistanda Özerk Bölgede yaşayan "Karakalpaklar" ile "Karapapaklar"'ı birbirine karıştırmamak gerekir. Karakalpaklar "KIPÇAK"'tır, Karapapaklar "OĞUZ"' dur. Türkler esasen iki kısımda tanımlanırlar Oğuzlar ve Kıpçaklar. Oğuzlar: Türkmenistan, İran Türkiye Doğu Türkistan (Uyguristan), Azerbaycan, Irak ve Suriyede yaşarlar. Kıpçaklar : Kuzey Türkleri olarak bilinirler ve Kazakistan Kırgızistan Tataristan Macaristan Bulgaristan Finlandiya Estonya Rusya ve Polonyada yaşarlar. Özbekistan ise Çağataylar olarak bilinirler ve ayrı bir kültür oluşturmuşlardır. KAÇAKAÇ : 1915-1920 yılları arasında rus desteğindeki ermeni çetelerince yapılan katliam esnasında yapılan göç'e verilen isimdir. Devlet kurmak ve topraklarını genişletmek isteyen ermeniler katliam ve göç yolu ile Müslüman-Türk nüfusunu boşaltmaya çalışmışlardır. o tarihte Malatya Maraş Kayseri Tokat Amasya Sivas ellerine ve de Gence Bakü Hoy Urmuye Tebriz Zencan Erdebil Lenkeranellerine yoğun göçler gitmiştir. Tam bu yıllarda Selçuklu ve Osmanlının sancaklığını yapan ve nüfusu %100 Türk olan (ki Doğudaki en yoğun nüfusa sahip vilayetti) BATUM vilayeti de aynı akıbete uğramış ve nüfusunun büyük kısmı Anadolu içlerine göç ettirilmiştir, geri kalanlarıda 1945'te Sovyetler orta asyaya sürmüş veya katletmiştir. Kars'ın Müzik Aletlerinin Başında DEF, NAĞARA, GARMON, TAR ve SAZ gelmektedir. Karsın Köylerinde "TEPÜK" , "TOPUK" oyunu denilen At Kılının Bir Deri Parçasına Sarılması İle Oluşturulan Yuvarlak Bir Cisme Ayakla Vurulması İle Oynanan Bir Oyun Vardırki Bu Oyun Şimdiki Futbolun Atasıdır. Kars'ın Gençleri Aşık Oyunu Oynarlar. Aşık Keçinin Arka Ayağından Çıkarılan Dikdörtgen Biçiminde Bir Kemiktir. Hatırlarsınız "Tek Gele Lek Gele"........ Kars Gençleri Topaç Oyunu Oynarlar. Topaç Meşe Ağacı veya Kara Ağaçtan Koni Şeklinde Yapılan Cismin Ucuna Demir Takılması ve Bu Topaca İp'in Sarılarak İp'in Bir Ucunun Orta Parmağa Bağlanmasından Sonra Topacın Fırlatılarak Yerde Hızlı Dönmesinin Sağlanması Oyunudur. Kars Gençleri "ÇELİK ÇOMAK" Oyununu Çok Güzel Oynarlar. Kars'ta Çok Yoğun Biçimde Selçuklu ve Kafkas Kültürü Yaşanmaktadır. Atlı Cirit Oyunları Selim İlçesinde Oynanmış ve Selimden Tüm Türkiye'ye Yayılmıştır. Atlı Mızrak Oyununun Kökeni Hun Devletine ve Daha Öncesine Dayanmaktadır, Türk Yiğitlerinin At Üzerindeki Manevra Kabiliyetini Geliştirme ve Yiğitleri Savaşa Hazırlama Oyunudur. Binlerce Yıl Öncesine Ait İlk İnsan Yerleşim Yeri Kağızman İlçesinde İzlerini Korumaktadır. Bu izler Hem İnsanlık Tarihinin İlk İzleri ve Hemde Karstaki Türk Varlığının İzleridir ve En Az 7000 (Yedi Bin) Yıllıktır. Biz Türkler Yedi Bin Yıldan Beri Anadolunun Toprakları Üzerinde Yaşadık ve Çeşitli Uygarlıklar Kurduk, İnsanlık Tarihi Türklerle Başlar. Çindeki Beyaz Piramit'de Bunun En Belirgin Kanıtıdır. Hunlar, İskitler ve Daha Öncesinde de Türk Varlığını Sürdüren Kars, Müslüman Türk Egemenliğine 1064 Yılında SELÇUKLULARLA Girmiştir. Ardından 1877 Osmanlı Rus Savaşında Gazi Ahmet Muhtar Paşanın Kahramanca Mukavemetine Rağmen Rus İşgaline Giren Kars 1918 Yılında Ruslardan Bağımsızlığını Kazanmış, "CENÜBÜ GARBI KARS KAFKAS CUMHURİYETİ" Olarak Cumhuriyetini ve Bağımsızlığını İlan Etmiş, 1920 Yılında Kazım Karabekir Paşanın Halit Paşa İle Gönderdiği Sancağı Kars Kalesine Dikerek Tekrar Osmanlı Topraklarına Katılmıştır. Halit Paşaya Karslılar Azeri Lehçesinde Gözüpek, Korkusuz, Gözükara Anlamına Gelen "DELİ" Lakabını Takmışlardır.(Türkiye Lehçesinde Çılgın Anlamına Gelen Deli Kelimesinin İse Bu Lakapla Bir İlgisi Yoktur). Kars'ta Cumhuriyet Döneminde İlk Kurulan Gazete "AY HAVAR GAZETESİ"'dir. Dede Korkut'un Karsta Yaşadığı Bilinmektedir ve Korkut Ata Hikayeleri Olarak Halen Köylerde Dedeler Torunlarına Hikayeleri Anlatmaktadır. Kars Aşıklık Geleneğini Sorgulamak ve Çobanoğlu Dede Korkut Oğuznameleri’nde iki başkent vardır. Biri düne kadar Kars’a bağlı olan Iğdır’da ki “Karakale”, diğeri ise Kağızman'da ki “Ağcakale”dir. Oğuzların bilge kişisi, ozanı, kopuz mucidi, akıldar insanı Dede Korkut’tur. Oğuzname’nin birinde baş Kahramanlardan Kazan Han: “Sürmeli de Ağcakale de at oynattum” demektedir. Oğuzların kışlağı ve yaylağı Kars olduğuna göre halk ozanlığının başlangıcı da Dede Korkut ile Kars’ta başlamış bulunmaktadır. 9 ile 11 nci asırdan bu yana bu gelenek “halk ozanı, halk şairi, halk aşığı gibi adlarla günümüze taşına gelmiştir. Kars Eli, DedeKorkut’tan başlayarak Çobanoğlu’na varıncaya dek bu zaman içerisinde çok güçlü aşıklar yetiştirmiştir. Sanatı güçlü, kudretli olanların başında Tüccari, İkrami, Zihni, Şenlik, Ceyhuni, Bahri, Kahraman, İrfani, Müdami, Kasapoğlu, Hıfzı, Cemal Hoca, Nihani, Karahanlı gibi isimleri sayabiliriz. Kars aşıklık geleneğindeki makamlarımızı ustalardan alan çıraklar, yazdıkları şiirlerinde ezgi olarak kullana geldiklerinden makam üretemez olmuşlardır. Hep aynı makam, hep aynı ağız, aynı tel ile çalıp söylemişlerdir. Kars aşıklık geleneğimiz bundan ötürü 1960 sonrası makam kısırlığı yaşamıştır. Murat Çobanoğlu’nun bu yıllardan başlayarak açtığı “Çobanoğlu Gazinosu” Azerbaycan’da olduğu gibi Kars’ta bir “Aşıklar Okulu” işlevini üstlenmiştir. Bu mekana gelen aşıklık adayları burada sazı,sözü,türküyü kavramış,şiir türlerini öğrenmiş, aşıklığa başlamıştırlar. Kars, işbu mekanı açtığı için merhum Murat Çobanoğlu’na minnettardır. Burada Hıfzı’nın bir dörtlüğü: “Canan da canına böyle kıyar mı Hasta başın taş yastığa koyar mı Ergen kıza beyaz bezler uyar mı Al gey allı balam alların hani Karsa Yerleşen Oğuz Beyinin İki Oğlu Olan "İydir ve Çıldır" Hanlar, Kendilerine Bağlı Obaları Yanlarına Alarak İki Ayrı Bölgeye Yerleşmişlerdir.İydir Bey Tarımla Uğraşan Kentleri (Köyleri) Yanına Almış ve Yerleştiği Alan'lık (Ovalık) Bölgenin İsmini İydir (Iğdır) Koymuş, Çıldır Bey Hayvancılıkla Uğraşan Kentleri (Köyleri) Yanına Almış ve Ayrım'lık (Dağlık, Yaylalık) Bir Bölgeye Yerleşmiş Bu Bölgenin İsmini Çıldır Koymuştur. Köroğlu Kars'ta Yaşamıştır. Kizir Bekçi Demektir, Kiziroğlu Mustafa Bey İle Köroğlu Karsta Güreşmiştir. Deli Dumrul ve Boğaç Han'ın Kars'ta Yaşadığı Bilinmektedir. Keloğlan'ın Kabri Kars'ta "Okçuoğlu Köyü" Sınırları İçindedir. Aşıkların değişiyle; Dizde derman ayahda fer galmadıng balam galmadıng.... Gavur saldat elekberi salmadıng atam salmadıng.......... Bu honçayı heç bir yiğit almadıng yar almadıng............ Atam anam, halım sorang olmadıng ay olmadıng........... Karsta söylenen bir halk ezgisinden mısralar verelim, Gedirdim yavaş yavaş, Ayağıma deydi daş, Senden mana yar olmaz aycan aycan, Gel olah bacı gardaş, Dut ağacı boyuncah, dut yemedim doyuncah, Yarı Hasretle gördüm aycan aycan, Danışmadım doyuncah, Gızıl Üzüh ahadı, Verdim Anam Sahladı, Anama Gurban olum aycan aycan, Meni tez adahladı. Bir başka Kars ezgisinden örnek verelim, Bahça bağa geldi bahar, Yeşil halı serdi bahar, gel dedim gelmedi yar, gelmedi yar, Hele manga gelsenge yar, Şu Könglümü alsanga yar, A ceylan sevgilim, mihriban sevgilim, Sırrımı bilmedi, bilmedi yar. KARS'ta Bir Fıkra; Fuzuli ve Ruhi Yolda Gedellerken Bir İt Leşine Rast Gelipler. Ruhi Şöyle Bir Fuzuliye Bakar ve Derki, "Yolda Yatar İtin Leşi, Ne Kadarda Fuzuli" Fuzuli Bozuntuya Vermez, Fakat Alttada Kalmaya Niyeti Yoktur. Ruhi'ye Alaycı Bir Bakış Atar ve Dersi, "Gördünmü Yolda İti, Vur Götüne Tekmeyi, Ağzından Çıksın Ruhi" KARS'ta ÇAY İle İlgili Bir MAHNI; Çayın İkisi Kaidedir, Üçü Cana Faidedir, Öyleki Geldin Beşe, Vur Getsin Onbeşe, Bağla Samavarı Beline, De Çay Nedir Say Nedir. KARS'ta ATASÖZLERİ; Sulhü Selah İsterisen Harbe Hazırol. Boşver Öyle Dostuluki İçinde Bir Balaca Korku Olmaya. Güz Oğlağı Boğanak Kabağı Yenilir. Kışın Daşda Yazın Yaşda Oturma. Almaya Avrat Gödeği Eğer Fesat Olmasa, Minmeye At'ın Küreni Eğer Huygür Olmasa, Yatmaya Daşın Kölgesi Eğer Şahmar (Yılan) Olmasa. Göbek Boylu (Hamile) Avratta Olur, Erkekte Olmaz. Atta Karın Yiğitte Burun. Honçasında Soğan Olan Ölmez. İt Hürür Kervan Yürür Yel Kayadan Ne Götürür. Ot Kökünün Üstünde Biter. Herceyi Herceyi Danışma (Zevzek Zevzek Konuşma) Ağzın Yaman Öğrener, Dalda Yerde (Tenhada) Osturma Götün Yaman Öğrener. Sabahın Şerri Akşamın Hayrından İyidir. Bir Köroğlu Bir Ayvaz (Karı Koca Yalnız Kaldık). Gül Dikensiz Olmaz. Evin Küçüğü Olacağına İtin Kuçukü Ol Daha Eydir. Az Danış Öz Danış (Danış=Konuş). 1000 Yıl Karga Gibi Leş Yiyip Yaşayacağıma 1 Yıl Kartal Gibi Kan İçerek Yaşarım. Yılanın Ak'ı Kara'sı Olmaz Yılan Yılandır. Dağdağan Ağacı Hıyar Tohumu Dalımdan (Arkamdan) Konuşan Yesin Pohumu. KARS'ta Hem Eski Türkçe Hemde Yeni Türkçe Kelimelerin Birarada Kullanılması İle Oluşturulan Güzel değişlere Mahnılara Bir Örnek; Babı Ali Büyük Kapısından, Mürur Edip Geçerken, Yek Bir Atlı Süvariye, Tesadüfen Rast Geldim. BAHARIN GÜLŞEN ÇAĞINDA; KARS MAHNISI. baharın gülşen çağında ne gezirsen bağı bülbül ohudun ağlım apardın oldun menden yağı bülbül x2 yağı bülbül yağı bülbül yağı bülbül ohu kuşlar dile gelsin hoş nefesin zile gelsin yârim güle güle gelsin sen çalanda sazı bülbül x2 sazı bülbül sazı bülbül sazı bülbül veten bağı el elvandır yoh üstünde hârı bülbül ömür sürmeli devrandır sesin gelsin sarı bülbül x2 sarı bülbül sarı bülbül sarı bülbül sözlerle ilgili bazı notlar: (bkz: yağı): yabancı, düşman veten: vatan (bkz: aparmak): alıp götürmek (burada yok etmek anlamında) (bkz: elvan): renkler, türlü renklerde olan (burada çeşit çeşit, değişik anlamında) (bkz: devran): değişen süre ohudun: okudun ağlım: aklım (bkz: gülşen): güllük, gül bahçesi (bkz: hâr): diken KARS HİKAYESİ "KAFTAR KÜŞKÜ" Kars'ta 1950 li yıllarda Mezersenniğe (Mezarlığa) Gömülen Cesetler aynı gece "Kaftar Küşkü"lerce (Çakal) Mezardan Çıkarılıp Parçalanırmış. Ertesi Gün gelen ahali kanlar içinde ölülerini görünce dehşete düşermiş. Hemen yeni gömüen mezarların üzerinde ateş yakılarak kaftar küşkülerin uzak durması sağlanmış, çünkü duman ve is kokusuna hayvanlar yaklaşmazlar. Sonra bakmışlarki başa çıkamayacaklar, başlamışlar mezarsenniğin etrafında geceleri nöbet tutmaya. Tabi bu arada belediyede mezersennikte güvenlik sağlanması için önlem alma kararı almış ve mezersenniğe bir belediye çavuşunu göndermiş. Belediye çavuşu geceleyin mezersenniği kontrol etmeye giderken, durumdan haberi olmayan ve halk arasından olan nöbetciler karanlıkta bir gölge görünce basmışlar tetiğe. hay huy vay derken bağırtılar olmuş, bakmışlarki belediye çavuşunu vurmuşlar. tabi bu olay şehir efsanesi haline dönüşmüş ve halk içinde zavallı belediye çavuşu "KAFTAR KÜŞKÜ" diye anılır olmuş. KARSTA DEDELERİN TORUNLARINA ANLATTIĞI TARİHİ HİKAYE : Romen Diyojen hiç elbise giymez, çırılçıplak bedenine bir fıçı geçirir öyle gezermiş, her gece elinde gaz lambası (el feneri) ile dolaşır ve ne aradığını soranlara da "İnsan Arıyorum İnsan ama bulamıyorum" dermiş, bu nedenlede herkes ona deli feylozof dermiş, diyojenin bu ününü duyan iskenderi zülkarneyn (Büyük İskender) bir öğlen vakti diyojenin yanına gelmiş ve sormuş "Feylozof dile benden ne dilersen" demiş. Zaten bütün ömrünü çırılçıplak geçiren ve üzerine geçirdiği fıçıdan başka bir şeyi olmayan diyojen üşüyen vücudunu her zaman yaptığı gibi öğlen güneşinde ısıtmaktadır ve iskender nun güneşinin önünde durmuştur. diyojen hem bir kırala filozof olarak ve hemde güneşini kesen insana uyarı yapan bir gariban olarak, her iki anlamada gelecek şekilde "Gölge etme başka ihsan istemez" demiş. CENUBî GARBi KAFKAS HÜKÜMET-İ CUMHURİYESİ Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti (kurulduğu zaman aldığı adıyla "Cenûb-i Garbî Kafkas Hükümeti Cumhuriyesi"), Mondros Mütarekesi’nden sonra, Doğu Anadolu'da kurulan bir yerel hükümettir. Başkenti Karstır. I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi, Osmanlı ordusu birliklerinin Güney Kafkasya’dan çekilmesini öngörüyordu. Osmanlı Devleti bu hükme uyarak askerlerini hayli ilerlemiş oldukları bu bölgeden çekmek zorunda kaldı. Elviye-i Selase denen Kars, Batum ve Ardahan, böylece Ermeni işgaline açık bir hale geldi. Bunun üzerine Elviye-i Selase ileri gelenleri, 5 Kasım 1918’de önce Kars Millî İslâm Şûrası adıyla örgütlendiler. 14 Kasım’da yapılan kongrede Millî İslâm Şûrası Merkez-i Umûmisi adıyla bir hükümet oluşturuldu. Şûra, 17 Ocak 1919’da yerini Cenub-i Garbî Kafkas Hükümeti Muvakkate-i Milliyesi’ne bıraktı. Bu geçici hükümet ertesi gün, 18 maddeden oluşan anayasasını ve beyaz, yeşil ve siyah dilimler üzerinde ay-yıldızın yer aldığı bayrağını belirledi. Hükümet başkanlığına Cihangirzade İbrahim Bey getirildi. Bu arada oluşturulan meclis, 1 Mart 1919’da çalışmalarına başladı. Cenûb-i Garbî Kafkas Hükümeti Muvakkate-i Milliyesi, 25 Mart 1919’da Cenûb-i Garbî Kafkas Hükümet-i Cumhuriyesi adını aldı. Kars’ın dışında Artvin, Ardahan, Batum, Gümrü, Sarıkamış, Nahcivan, Ordubad ve Iğdır bu cumhuriyetin sınırları içinde sayılıyordu. Bölgede bulunan İngilizler, yerel hükümetin çalışmalarına bir süre göz yumdular. Ancak 13 Nisan 1919’da Kars’ı işgal ederek hükümetin varlığına son verdiler. Hükümetin 12 üyesini tutuklayarak önce Batum’a, sonra da Malta’ya sürdüler. İngilizlerin Ermenilere devrettiği Kars, 1920 sonbaharında Kazım Karabekir komutasındaki Türk birliklerinin bölgeyi ele geçirmesine kadar bir buçuk yıl işgal altında kaldı. TÜRK KÜLTÜRÜNDE KÜMBET MEZARLAR VE TARİHÇESİ: Kümbet (Piramit) Mezarların Türk Kültüründe kullanılması bilinen 17 000 yıllık bir tarihe sahiptir. Çindeki Beyaz Piramitler (100 adet) bunun başlangıcıdır, en yükseği 300 metredir. Kümbet mezarlar orta asya kafkasya sibirya Türkiye İran ve Kuzey Avrupa Coğrafyasındada görülmektedir. Mısırdaki Kümbet (Piramit) Mezarlarda Çindeki (Doğu Türkistan-Uygur) Kümbet (Piramit) Mezarların bir devamıdır. Bu Kümbet (Piramit) Mezarlar Karstada görülmektedir. KARS'TA KULLANILAN BİTKİSEL TEDAVİLER; Sinüzüt İçin; Ökse otu, ebekömeci, papatya, ıhlamur, söğüt kabuğu kaynatılır, bunun buharı tenefüs edilir, ardından at kestanesi tozu buruna çekilir ve iltihap boşalır. Fıtık Tedavisi İçin : Menekşe yağı(20gr), papatya yağı(40gr), susam yağı(60gr) çörek otu yağı(50gr) bunlarla masaj yap geçer. Tenya, Asalak için: sabah kalkılır aç karına 200 gram kadar çiğ kabak yenilir başka birşey yenilmez sadece su içilebilir, öğlen yine 200 gram kadar çiğ kabak yenilir başka birşey yenilmez sadece su içilebilir, akşam yine aynı şekilde ve gece uyunur sabah kalktığınızda bağırsaktaki kurt tenya solucanların tuvalette döküldüğü görülür.... Böbrek İltihabı için: Papatya kaynatılır ve her sabah aç karına 1 çay bardağı suyu içilir 20 dakika sonra kahvaltı yapılır, 6 ay boyunca bu tedaviye devam edildiğinde böbrekte iltihap kalmaz. Cüzzam İçin: Nar Kabuğu Kaynatılır ve Suyu İçilir, Cüzzama İyi Gelir. Kemik Kırılması İçin: Tıbbi tedavinin yanısıra, Tosun tırnağı (ayak paça) kaynatılır ve her sabah suyu içilerek (Çorba olarak kahvaltı için) kırılan ayak veya kol kemiğinin çabuk iyileşmesi sağlanır yaklaşık 15 gün içmek yeterlidir ve kahvaltıyı yalnızca ayak paça ile yapmak gerekir. Şeker, Kollestrol ve Kalp İçin: Nar Kabuğu Kaynatılır ve Suyu İçilir. Şeker İçin : Sinirlenmemi yoksa yemeğemi bağlı, sedere meyvesi, dağ kekiği kişniş, söğüt kabuğu alıç yaprağı, kurt pençesi, mübarek dikeni, ışkın kökü, mersin yaprağı hepsii eşit miktarda al ve toz haline getir bir tatlı kaşığını bir kase yoğurda karıştır aç karna iki kez ye. toz kimyon günde iki defa bir çay kaşığı ye geçer. Unutkanlık İçin : Günlük Sakızını su ile yut. Her Sabah. Kapanmayan Yaralar İçin : (Meşe) Mazı Tozu (Küçük ceviz gibi) kapanmayan yaraya koy, kebabiye yide kapanmayan yara üzerinde dolaştır, iyileştirir. Ayrıca, Karadut meyvesi kapanmayan yara üstünde gezdirilir. (Karadut pekmezide faydalı.)arı poleni ve şeftali suyunu karıştır yaranın üzerine koy, bir daha çıkmasını engeller. Karaciğer Büyümesi İçin ; demirhidi (ceviz kadar) ve bir tutam şahdere otu bir su bardağına koy kaynat iç günde üç defa yap karaciğer büyümesi durur. Kesik ve Yaralar İçin ; Sızma Zeytinyağı ile Sar, geçer. KARSTA TEMİZLİK ALETLERİ: Söğüt Ağacı Dallarının uzun saplarının üç yerden bağlanması ile oluşturulan ve en altta kalan geniş kısmının sokakları süpürmeye yaradığı "TUBULĞU", yine söğüt ağacının dallarının sap kısmının kesilerek uçta kalan ince kısmının iki yerden bağlanması ve ortasına bir sopa geçirilerek sap yapılması ile oluşturulan Sokak ve Bahçeleri süpürmeye yarayan "ÇALĞI", "Süpürge Otu" denilen ve dağlardan toplanan otun iki yerden bağlanarak evleri süpürmeye yarayanına da "SÜPÜRGE" denilir. KARSLI BOKSÖRLER: Şu an aktifolarak spor yaşamlarına devam eden Karslı boksörlerimiz "SİNAN ŞAMİL SAM" ve "ALPARSLAN AKÜZÜM"'e spor yaşamlarında başarılar diliyoruz. ÜZERLİK OTU DUMANI VE KÖTÜ RUHLARDAN (NAZARDAN) KORUMASI İNANCI Karsta 7000 yıllık Türk geleneği olarak Üzerlik otu bir tencere içinde kavrulur ve çıkan dumanına salavat getirilip Kötü ruhlardan yani nazardan korubulacağına inanılır. Şaman İnancından geldiği tahmin edilen bu gelenek halen devam ettirilmektedir. tabi salavat, Alla Humme Salli Ala Muhammedin ve Ala Ali Muhammet ve la havle ve la Kuvvete İlla Billahül Allahül Azim Şelinde Getirilip Allahdan Medet beklenir, Yani Üzerlik otunun dumanının çıkarılması sadece ev ahalisini bir araya getirmek için gelenek olarak devam ettirilmektedir. KARS'TA 7000 YILLIK TÜRK TÖRESİNDEN GELEN 2 BAYRAM : 1. Yeni Yıl Bayramı 2. Bahar Bayramı 1. YENİYIL BAYRAMI : 21 Mart Nevruz Bayramı olarakda bilinir. ERGENEKON BAYRAMI VEYA SABANTOY BAYRAMI olarakta bilinir. Türklerin Ergenekondan çıktığı gün olduğu için 12 hayvanlı takvim ile birlikte yeniyılın başlangıcı olarak kutlanır. Ayrıca ekin ekmeye Sabanlarla yer sürülmeye başlandığı için Saban Bayramı Yani Sabantoy olarakta anılır.Toy Eski Türkçede Bayram anlamındadır. SEMENİ : Öncelikle Ocak Ayında bir kasenin içine bir miktar toprak konur ve içine buğday ekilir. 21 marta kadar yeşerecek olan bu buğday'a "SEMENİ" denir ve bereketi bolluğu simgeler. Ardından önce havaya sonra suya sonra toprağa ateş düşer. AHIR TEK :21 marttan önceki salı gecesine "AHIR TEK" yani son salı denir. BACABACA: Ahırtek gecesinde, önce bir niyet tutulur, ardından seçilen herhangi bir ev bacadan kapıdan veya pencereden dinlenir. dinlenen evde olumlu şeyler konuşuluyorsa niyet olacak, olumsuz şeyler konuşuluyorsa niyet olmayacak demektir. ATEŞ YAKMA : Sonra 19 marttan itibaren yeni yıl kutlanmaya başlanır ve 21 mart gecesi ot ve ağaç yığınları (Gırcınlar) ateşe verilerek yeniyılın gelmesi kutlanır. YEDİ NEBİL : 21 mart gecesi kutlamalarda 7 nebil yani 7 çeşit meyveden oluşan bir sepet hazırlanır ve yenir. YUMURTA BOYAMA : 21 Mart gecesi yumurtalar çeşitli renklerde boyanır, tam ve sert pişirilen yumurtalar tokuşturulur, horoz dövüşüde denilen bu tokuşturma sonucunda yumurtası kırılan kişi yumurtayı kırana yumurtayı verir. Yeniyıl-Nevruz-Ergenekon-Sabantoy Bayramı olarak bilinen bu bayram Türklerin egemenliği altında binlerce yıl yaşamış olan coğrafyalarcada benimsenmiştir. Binlerce yıldır Başkenti HANBALIK (Pekin) olan Mançur Türk Hanedanlığı yönetiminde yaşayan Çin, Binlerce yıl Türk egemenliğinde yaşayan Hindistan (Enson Babürşah Türk devleti egemenliğinde yaşadılar), Binlerce yıl (Hun, Göktürk, Selçuklu, Safevi, Akkoyun, Karakoyun, Kaçari, Afşari) Türk devletlerinin egemenliğinde yaşayan ve nüfusunun önemli bir bölümü Türk olan İran, devletlerinde kutlandığı gibi, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan devletlerindede kutlanmaktadır. Ayrıca Doğu Türkistan, Tuva, Sibir, Altay, Kazan, Başkurt, Çuvaş, Nogay Özerk Cumhuryetlerindede kutlanmaktadır. 2009 Yılı 21 Mart Tarihinde 12 Hayvanlı Şaman Türk Takvimine Göre Fare Yılından Çıkıp Boğa Yılına Gireceğiz. 2. BAHAR BAYRAMI : 5mayısı 6 mayısa bağlayan gecede kutlanır. HIDIR ELLEZ BAYRAMI olarakta bilinir. çiçeklerin açmaya başlaması ile birlikte baharın gelmesi ve doğanın canlanması hayatın yeniden can bulması kutlanır. Hıdır ve İlyas peygamberlerin gelmesi ile birlikte bu gece baharın geldiği rivayet edilir ve bu nedenle bu bayrama "HIDIR ELLEZ BAYRAMI" da denilir. Bu gece kişiler niyetlerini bir çubukla toprağa şekil olarak çizerler ve dua ederler. Niyetlerin (evlilik, araba, ev vb) bu gece kabul olacağına inanılır. Yüce İslam dinini kabul etmemizle birlikte bu 2 bayramın kutlamasını büyük ölçüde terk ettik, ancak halen evlerde kutlamaların yapıldığı ve gelenek olarak sürdürüldüğü görülmektedir. Oysaki bu iki Bayramında İslamiyetle ters düşen noktaları yoktur. MALAKAN (MOLOKON)'LAR: Hint Avrupa Dil Gurubundan olan İngilizcede Süt için MİLK Almancada MİLK Slavca-Ruscada MOLOKO denilir. Ortodoks Hristiyan olan Ruslar Haftanın belli bir gününde SÜT içmezler, ancak Moskovadaki bir gurup ortodoks rus bu günde SÜT içtikleri için Rus Ortodoks kilisesinden dışlandılar ve onlara SÜTÇÜ anlamına gelen MALAKAN (MOLOKON) denildi. Ardından 1877 yılında Kars ve Kafkasyada tam bir egemenlik sağlayan ruslar, İSTİLA ETTİKLERİ TÜRK ŞEHİRLERİNDE hem kendileri katliam yaptı hem ermenileri silahlandırıp örgütleyip Türkleri katlettirdiler, Türklerin büyük çoğunluğunuda batı anadoluya göçe zorladılar, sonra boşalan Türk köylerine istilacı halk olarak MOLOKONları yerleştirdiler, arta kalan boş yerlerede ermenileri yerleştirdiler ve bu dönemde bol bol kilise yapıp Camileri yıkarak oralarda binlerce yıldır varmış gibi tarih uydurdular. 1923 yılında Karsın tekrar Türk egemenliğine geçmesi ile birlikte Rus Maşası Katliamcı ermeniler "geldikleri gibi gittiler" yaptıkları katliamın hesabının sorulmasından korktular ve Moskovaya kaçtılar. MOLOKONlarında bir kısmı gitti anck büyük kısmı "Barışçıl" numarasına yatıp istila ettikler Türk köylerinden çıkmamaya çalıştılar. Fakat 1900'lü yılların ortalarında 1950-1965 gibi işgal ettikleri Türk köylerini boşaltıp moskovaya kendi köylerine döndüler. Genelde alkol bağımlısı olarakda bilinen MALAKAN (MOLOKON)lardan en fazla 8-10 aile Kars merkezde kaldılar,onlarda büyük çoğunlukla Amerika Avrupa ve İstanbula göç ettiler. KARS'TA ERMENİLERCE YAPILAN TÜRK KATLİAMLARI: Ermenilerin Yaptığı Türk Katliamının En Belirgin Kanıtları Kars Merkeze Bağlı "SUBATAN", "KÜLVEREN" ve "DERECİK" Köylerindedir.Derecik köyünün eski ismi "GALOKÖY"dür. Bu Köylerde Ermenilerce Katledilen Binlerce Türke Ait Toplu Mezarlarda Yatan Şehitler, Ermeni'lerin Türklere yaptığı Zulmun Derecesini Göstermektedir. Bu Köylerden yalnızca Subatanda kazı yapılmıştır diğer köylerde kazı yapılmamıştır. Her üç Köydede Türk ve Müslüman olan Ahali Önce Top Atışı ile kırılmış, ardından eli silah tutanlar kurşuna dizilmiş, sonra kadınlar baltalarla parçalanmış, kalan çoluk çocuk ve yaşlılar camilere doldurulmuş ve yakılmıştır. Külveren'nin hemen yanında olan Karakaş Köyü Ermenilere Karşı Taaruz Başlatmış ve ermenileri gece geri çekilmeye zorlayarak Külveren köyünden kurtarabildiği yaralıları alarak Göç etmeye başlamış ve Azerbaycanın Başkenti olan Gence Şehrine Kaçmış, 1918 yılında geri Dönebilmişlerdir. Nitekim Karsta ermenilerce yapılan Türk Katliamı yine ermeni başbakanı olan bir taşnak tarafından itiraf edilmiştir. Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni 1923 yılında Bükreş'te yapılan Ermeni meselesi ile ilgili Taşnak Partisi toplantısında sunduğu rapor gerçekleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kaçaznuni'nin Osmanlı döneminde yaşananları anlattığı kendi imzasını taşıyan rapor, Türk Hava Kurumu (THK) tarafından Rusça'dan Türkçe'ye tercüme edilerek kitap haline getirildi. Kitapta yer alan bilgiler Türkler'in Ermeni soykırımı yaptığı iddialarını kesin bir dille yalanlarken, kitap Türkiye genelindeki bütün kütüphanelere ulaştırıldı. Kaçaznuni'nin yakın tarihe ışık tutan belge niteliğinde sözlerinin yer aldığı kitap, Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu' na karşı nasıl bir ihanet içinde olduklarını da gözler önüne serdi. Yıllarca sözde soykırıma uğradıklarını iddia eden ve dünya kamuoyunu baskı altına almaya çalışan Ermenilerin bütün tezlerini çürüten ilk başbakanları, 128 sayfalık raporunda tebliğ olarak sunmuş ve şunları söylemiştir; “Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya'ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan'ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik”. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU, Ermenistan'ın ilk başbakanı Kaçaznuni'nin itiraflarının gerçeğin ta kendisi olduğunu söyledi. Kars Genç Dinamik Eğitimli ve Kültürlü Bir Nüfus Yapısına Sahiptir. Ulu Önder Atatürk Karsa Geldiğinde Karslılarca Atamıza İtafen Bestelenen Güftelenen Söylenen ve Oynanan "Hoş Gelişler Ola" Müziği ve Dansı Atamıza Olan Derin Sevgimizin Göstergesidir. "Ezizinem Vatan Yahşı, Geymeye Keten Yahşı, Gezmeye Cihan Alem, Ölmeye Vatan Yahşı" "SONUNU DÜŞÜNEN CESUR OLAMAZ" ; "ŞAMİL". |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Değerli site ziyaretcileri... |
|
Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak : Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz. Üye olmanızı önemle rica ederiz. Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz. Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264 Web : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org e-mail : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. İletişim : 0474 223 35 38 |
| Cemaziye'l-Ahir |
| 28 Pazar |
| 1433 Hicri |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
| Bugün | 76 |
| Dün | 510 |
| Bu Hafta | 3416 |
| Bu Ay | 9072 |
| Tüm Zamanlar | 381256 |
![]() | 1000 Kayıtlı Üye |
![]() | 0 Bugün |
![]() | 0 Bu Hafta |
![]() | 6 Bu Ay |
![]() | Son Üye: abdulkerım |