Cuma Namazı Hükümleri

0

1- Hazreti Mehdi (A.C.) gaybeti zamanında Cuma namazı farz-i tahyirdir. Fakat Cuma namazı efdal ve öğle namazı ihtiyata daha uygundur; ne varki bundan da ihtiyata çok uygun olan her ikisini kılmaktır.

2- Cuma namazını kılmış kimseye öğle namazını kılma farz değildir, fakat öğleyi de kılmak ihtiyaten müzstehaptır.

  1. 3- Cuma namazı sadece erkeklerle oluşur, fakat kadınlar da katılabilir.
  2. 4- Cuma namazı cemaatle kılınır, münferiden kılınmaz.
  3. 5- İmamla me’mun veya me’munla diğer bir me’munun arasını ayıracak (perde gibi) bir şeyin olmaması, imamın durduğu yerin me’munun durduğu yerden yüksek olmaması ve haddinden fazla fasıla olmaması gibi cemaat namazında müteber olan bütün şartlar Cuma namazında da şarttır.
  4. 6- Akıllı, mümin, helalzade ve adil olmak gibi cemaat imamında şart olan şeylerin hepsi, Cuma imamında da şarttır; ancak diğer namazlarda da caiz olsa bile çocukların ve kadınların Cuma namazında imamlık yapmaları caiz değildir.
  5. 7- Bülüğ çağına ermiş bir erkek, misafir, köle, kör, hasta ve haddinden fazla ihtiyar olamaz ve Cuma kılınan yere iki fersahtan daha uzak bir yerde bulunmazsa Cuma namazı üzerine farz olur. Bilaenaleyh, hatta Cuma namazının farz-ı ta’yini olduğu kabul etsek ve onda hazır olanın hiç bir zorluğu da olmazsa bile, bu şartlardan birini haiz olamayan kimseye Cuma namazı farz değildir.
  6. 8- İki Cuma namazı arasında gerekli olan en az fasıla bir fersahtan ibarettir.
  7. 9- Cuma namazının oluşması için gerekli olan en az fert sayısı biri imam olmak üzere beştir. Buna göre Cuma namazı beş kişiden az bir sayıyla farz olmaz ve oluşmaz. Fakat eğer yedi kişi veya daha fazla olurlarsa Cuma namazının fazileti artar.
  8. 10- Gereken şartlar mevcut olduğu takdirde, Cuma namazı, şehir, kasaba ve bunların etrafında yaşılanlara, köylülere ve çadırda yaşayan kimselere ve hâyâtları göçebelikle kimseleri farzdır.
  9. 11- Cuma namazının şartlarını haiz olmayan kimseler rastlantı olarak veya meşakketle Cuma namazına katılırlarsa namazları doğrudur ve öğle namazı farz olarak değildir. Yine yağmur veya şiddetli soğuk yüzünden Cuma namazına katılması zor olan ve böylece Cuma namazı üzerinden düşen bir kimse bunların hepsine rağmen Cuma namazına katılırsa namazı doğrudur. Deli Cuma namazına katılarsa sahih değildir; ama büluğa ermeyen erkek çocukların Cuma namazları sahihtir. Gerçi onlar Cuma namazında gerekli olan fert sayısını tamamlayamaz ve tek başlarına Cuma namazı oluşturamazlar.
  10. 12- Yolcu olan kimse Cuma namazına katılabilir, katıldığı takdirde öğle namazı üzerinden kalkar. Fakat yolcu olmayanlar katılmadan yolcular tek başlarına Cuma namazı oluşturamazlar, öğle namazını kılmaları farzdır. Yolcu olan, Cuma namazı için gerekli fert sayısını da tamamlayamaz; ancak yolcular bir yerde on gün veya daha fazla kalmaya karar verirlerse, Cuma namazı oluşturabilirler.
  11. 13- Kadınlar Cuma namazına katılabilir, katıldıkları takdirde namazları sahihtir ve öğle namazı üzerlerinden kalkar. Fakat kadınlar, erkekler katılmadan yalnız başlarına Cuma namazı için gerekli fert sayısını -beş kişi- da tamamlayamazlar; çünkü Cuma namazı ancak erkeklerin katılmasıyla oluşur.

14- Müşkül hünsa (kadın yahut erkek olduğu asla belli olmayan kimse) Cuma namazına katılabilir. Fakat Cuma namazı için gereken fert sayısını -beş kişiyi- tamamlayamadığı gibi Cuma imamı da olamaz. Binaenaleyh eğer ondan başka sadece dört kişi toplanırsa Cuma namazı kılınmaz, öğle namazı kılınmalıdır.

  1. 15- Cuma namazının vakti güneşin meyillenmesinden (öğle vaktinden) başlar ve şahsın gölgesinden iki normal adım uzamasına kadar devam eder. Fakat ihtiyaten farz olarak, öğlenin örfün nazarındaki evvellerin geciktirilmemesi gerekir. Geciktirildiği takdirde öğle namazının kılınması ihtiyaten farzdır.
  2. 16- Eğer Cuma imamı hutbeleri öğleden önce başlar ve öğle vaktinde bitirerek Cuma namazına başlarsa, sahihtir.
  3. 17- Cuma imamının, namazın vakti geçecek kadar, hutbeleri uzatması caiz değildir. Aksi takdirde öğle namazını kılmalıdır. Çünkü Cuma namazının vakti geçerse kaza edilmez.
  4. 18- Eğer Cuma namazının ortasında, onun vakti biterse; namazın bir rek’atı vaktin dahilinde kılınmışsa sahihtir, fakat onu bitirdikten sonra, öğle namazınında kılınması ihtiyaten farzdır. Eğer bir rek’atı bile vakit dahilinde kılınmazsa namaz bâtıldır., fakat onu bitirmesi sonra öğle namazını kılması ihtiyaten müstehaptır.
  5. 19- Eğer Cuma namazı, yalnızca bir rek’atı kılınabilecek kadar geciktirilirse, ihtiyaten farz olarak öğle namazının kılınması gerekir.
  6. 20- Eğer iki Cuma hutbesiyle iki rek’at Cuma namazının en az farz kısımları yerine getirilebilecek kadar vakit kaldığına yakîn edilirse insan Cuma namazıyla öğle namazı arasında serbesttir (hangisini isterse kılabilir). Eğer o kadar vakit kılmadığına yakîn edilirse öğle namazı kılınmalıdı. Ve eğer o kadar vakit kalıp kalmadığında şek edilirse, Cuma namazı sahihtir; fakat namazdan sonra hatta bir rek’at için bile vakit bulunmadığı anlaşılırsa, öğle namazı kılınmalıdır; gerçi hatta sadece bir rek’at, vakit dahilinde kılınmışsa bile öğle namazının kılınması ihtiyaten müstehaptır.
  7. 21- Eğer vaktin ne kadar olduğu bilinir fakat Cuma namazının bu vakit içerisinde kılınıp kılınmayacağında şek edilirse, Cuma namazına başlamak caizdir. Binaenaleyheğer vakit namazın hepsi için kafi gelirse namaz sahihti, yoksa öğle namazı kılınmalıdır; fakat ilk baştan öğle namazını seçmek ihtiyaten müstehaptır.
  8. 22- Eğer Cuma namazına tam sayıyla ve geniş bir vakitte başlanır, fakat me’mun biri, birinci rek’ata yetişemez ikinci rek’ata (ruku’sunda bile olsa) yetişi, imam’a uyarsa namazı doğrudur.(Ama bağlanırken namazının ikinci rek’atının da vakit içerisinde kılınabileceği kadar vakit olduğunu bilmelidir.) Böyle olunca namazın ikinci rek’atını münferiden olarak kılacaktır. Ama imam’ın ikinci rek’atının rüku’nun tekbirine yetişemeyen kimsenin, niyetini öğle namazına çevirip öğleyi kılması daha iyidir.
  9. 23- Cuma namazı iki rek’attır ve keyfiyeti sabah namazı gibidir; Hamd ve sürenin yüksek sesle okunması ve birinci rek’atta Fatiha’dan sonra Cuma gecesi ve ikinci rek’atta münafikun süresinin okunması müstehaptır.
  10. 24- Cuma namazının iki kunutu vardır; ilk kunut birinci rek’atın rüku’sundan önce ikinci kunut ise ikinci rek’atın rüku’sundan sonra okunur.
  11. 25- Cuma namazında, namazın kendisi gibi farz olan iki hutbe vardır ve hutbeleri Cuma imamının okuması gerekir. Bu iki hutbe okunmaksızın Cuma namazı gerçekleşmez.
  12. 26- İki Cuma hutbesinin, Cuma namazından önce okunması gerekir, binaenaleyh eğer Cuma namazı hutbelerden önce kılınırsa bâtıldır; geriye vakit kalmışsa, hutbeler okunduktan sonra namaz yeniden kılınmalıdır. Fakat meseleyi bilmemek yüzünden yahut yanlışık olarak böyle yapılırsa hutbeleri hatta namazı bile yenilemek gerekmez.
  13. 27- Cuma namazının iki hutbesini şer’i öğleden önce okuyup hutbeleri öğleye rastgelecek şekilde bitirmek caizdir, fakat öğle vakti okumak ihtiyaten müstehaptır.
  14. 28- Cuma imamının birinci hutbede Allah’a hamd etmesi(hamd manası anlaşılan hangi lafız ile olursa olsun) farzdır. Fakat Lafz-celâle (Allah kelimesi) ile hamd etmesi ihtiyaten müstehaptır. Sonra da ihtiyaten farz olarak Allah’a senâ etmesi (övmesi)ve Rasulullah’a (S.A.V.) Salat-u Selam göndermesi gerekir. Ayriyeten halkı takvalı olamya davet etmeli ve hutbenin sonunda küçük bir Sure okumalıdır.

İkinci hütbede de birinci hütbedeki gibi Allah’a ham-u senâ edip Rasul-i Ekrem’e (s.a.a) salatü selam göndermesi farzdır ve ihtiyaten farz olarak bu hutbede de halkı takvaya davet edip küçük bir Sure okumalıdır.

İkinci hutbede Peygamber efendimize (S.A.V.) salat-u Selam gönderdikten sonra Masum İmamlar’a (S.A.) da selam göndermek ve müminlere istiğfar etmek müstehap ve müekked ihtiyattır.

Hutbelerde Hz. Emir-ul Müminin Ali (S.A.) den veya diğer masum İmamlardan nakledilen hutbelerden yararlanmak daha iyidir.

  1. 29- İmamın, sözlerini halkın ruh ve canına işletebilmesi için hitabe gücüne sahip, manalı ve yerinde konuşan, açık ve fasih ibareler kullanan, bütün dünyada özellikle kendi mıntıkazında müslümanları ilgilendiren meselelere âşina olan, İslam ve müsyümanların maslahatlarını teşhis edebilen, Allah yolunda hiç kimsenin kınama ve zıddiyetinden korkmayacak kadar cesur olan, hakkı açıklayıp bâtılı reddetmekte zaman ve şartlara göre açık seçik konuşan, namaz vakitlerine dikkatli olan, sözleri halkın üzerinde tesirini sağlamasından dolayı evliya-ullah ve salih kimselerin izinden giden, yaptıkları, halka söylediği vaz ve nasihatlarla bağdaşan, kendisini ve sözlerini hafifletecek şeylerden hatta boşuna fazla konuşmaktan, şaka ve abes işlerden kaçınan ve bütün bunlara Allah’ın rızası için riayet eden ve bütün günahların temeli olan dünyaperestlik ve riyasetten kaçınmayı kendisine şiar edinen birisi olması iyidir.
  2. 30- İyidir ki hutbe okuyan imam, Cuma namazının hutbesinde Müslümanların din ve dünyasını ilgilendiren maslahatlarını hatırlatıp halkı islami ve gayr-i İslami ülkelerin zararlı ve faydalı meselelerinden haberdar edip müslümanların dünyevi ve uhrevi ihtyaçlarını onlara açıklayıp müslümanların varlık ve bağımsızlığında önemli rol oynayan iktisadi ve siyasi sorunlarını gündeme getirip onların diğer milletlere nasıl ilişki kuracaklarını açıklayıp halkı zalim ve sömurgeci ülkelerin müslümanların siyasi ve iktisadi meselelerinde müdahale edip onları sömürmeleri hakkında uyarsın. Kısacası Cuma namazı ve onun iki hutbesi hacc merasimi fıtır ve kurban bayramları gibi maalesef müslümanların gaflet ettikleri en büyük siperlerden birisidir. Evet müslümanlar sadece bunlardan değil, İslami siyasetinin diğer büyük üslerinden gaflet ederek en mühim siyasi vazifelerini unutmuş durumdadırlar, İslami sisiyaset dinidir, hem de bunun bütün yönleriyle İslamın iktisadi, içtimai ve siyasi hukuki hükümlerine dikkat eden birisi bunu açıkça görür. Evet din’in siyasetten ayrı olduğunu zanneden, ne islam’ı ne de siyaseti tanıyan bir cahildir ancak.
  3. 31- Hutbe okuyan imamın yaz ve kışta başına sarık takması Yemen kumaşından dokunmuş cübbe giymesi kendisini süslemesi en temiz elbiselerini giymesi güzel koku kullanması ve yürürken ağır ve vakar ile yürümesi hutbeden önce müezzin ezan okurken bitinceye kadar minberin üzerinde oturarak bekleyip sonra hutbeye başlaması hitabet kürsüsüne çıkarken halka doğru durup onlara selam vermesi, halkın da onu yüzleriyle karşılamaları ve imamın ok yayı, kılıç, silah ve baston gibi birşeye yaslanması ve halkın imama durmaları müstehaptır.
  4. 32- Cuma imamının bizzat kendisinin hutbeleri okuması farzdır. Hutbeleri okurken ayak üstü durmalıdır. Fakat eğer hutbeleri ayak üstü okuyamazsa başka birisinin hutbeleri okuyup imamlık yapması gerekir, ve eğer hutbeleri ayak üstü okuyabilecek hiç bir kimse bulunmazsa Cuma namazının yerine öğle namazı farz olur.
  5. 33- Cuma hutbeleri, özellikle halkı takvaya davet edip onlara nasihatta bulunduğu kısımları yavaş bir sesle okuması caiz değildir, ve ihtiyaten farz olarak yüksek sesle hutbeleri okuması gerekir. Öyleki Cuma namazının oluşması için gerekli olan kişi sayısı (dört kişi) onun sesini duymalıdır. Hatta halkı nasihat edip onları takvaya davet ettiği sırada sesini namazda hazır olan herkesin duyabileceği kadar yükseltmesi ve büyük topluluklarda mühim meseleleri ve vaazları herkesin duyabilmesi için hoparlör vesilesiyle hutbelerin okunması ihtiyaten müstehaptır.
  6. 34- Hutbe okurken, imamın hutbelerle ilişkisi olayan herhangi bir söz söylememesi ihtiyaten küstehaptır. Fakat hutblerle namaz arsında konuşması sakıncasızdır.
  7. 35- İmamın birinci hutbeden sonra birazcık oturup sonra ikinci hutbeye başlaması farzdır.
  8. 36- Hutbe okunurken imam, ve namazda bulunan diğer kimselerin namaz içingerekli olan tam taharete sahip olmaları ihtiyaten müstehaptır.
  9. 37- Namaza katılanlar hutbe okunurken yüzlerini imama çevirip ona doğru durmaları ve namazda caiz olan miktardan fazla kıbleden yüz çevirmemeleri ihtiyaten müstehaptır.
  10. 38- Namaza katılanların imamın hutbeleri dinlemeleri farzdır. Ve susup konuşmamaları ihtiyaten müstehaptır, ne var ki hutbeler okunurken konuşmak mekruhtur. Hatta konuşmak hutbelerin işitilmemese sebep olur ve onu faydasız bir hale getirirse susmak gereklidir.
  11. 39- İhtiyaten farz olarak Cuma imamının Arapça olarak Allah’a hamd edip Rasulullah’a (S.A.V.) ve masum İmamlar’a selam göndermelidir; kendisi ve dinleyicileri arap olmasalar bile.

Fakat vaaz edip, halkı takvaya davet ederken diğer bir dille konuşabilir, nasihatları ve müslümanların maslahatlarıyla ilgili sözlerini dinleyicilerin konuştuğu dille açıklaması ve dinleyicileri muhtelif dillerde olurlarsa çeşitli dillerde tekrarlaması ihtiyaten müstehaptır.

Namaza katıllanlar gereken sayıdan (dört kişi) fazla olsa bile sadece 4 kişinin diliyle yetinebilir. Fakat onlara kendi dilleriyle vaaz etmesi ihtiyata uygundur.

  1. 40- Cuma gününde ikinci bir ezan okunması bidat ve haramdır.
  2. 41- Cuma namazında bir imama iktidâ eden kimse ikindi namazında da aynı imama iktidâ edebilir. Ama ihtiyat olarak öğle namazını da kılmak isterse, cemaat namazı bittikten sonra öğle ve ikindi namazını yeniden münferiden yerine getirsin. Eğer imam, Cuma namazından sonra ihtiyaten öğlen namazını da kıldıysa, ve bu durumda me’mun da aynı şekilde amel ettiyse ikindi namazını yeniden kılması gerekmez.
  3. 42- Eğer Cuma namazından sonra İmam ve me’mum, ihtiyaten öğle namazını kılmak isterlerse, cemaatle kılınabilirler. Ama Cuma namazına katılmayan bir me’mum, bu ihtiyat namazına katılacak olursa, öğle namazı yerine geçmez; onu yeniden kılması gerekir.
  4. 43- Birinci rek’atın rüku’unu imamla birlikte yerine getiren bir me’mun, cemaatin kalabalık olması veya başka bir sebeple secdelerde imama katılmazsa ve bu durumdayken imamın ikinci rek’ata kalkmasından sonra secdeleri kendisi yapar ve imam rüku’a varmadan önce veya rüku esnasındayken imama uyarsa namazı sahihtir. Böyle olmazsa imam ikinci rek’atin secdelrine gidinceye kadar, olduğu halde kalır ve imamla birlikte ve birinci rek’atin secdeleri niyetiyle iki secdeyi yerine getirirse, ihtiyaten farz olarak o secdeleri dikkate almadan birinci rek’atin secdeleri niyetiyle iki secde daha yapmalı ve daha sonra ikinci rek’ate kalkmalı, namazı bitirdikten sonra öğle namazı da yerine getirmeli.
  5. 44- Eğer me’mun, namaza yetişmek kasdıyla ikinci rek’at in rüku’u için tekbir alırve rüku’a gider, ama imamın rüku’una yetişip yetişmediğinden şüphe ederse Cuma namazı gerçekleşmiş olmaz, ihtiyaten farz olarak o namazı öğle namazı niyetiyle bitirip sonra öğle namazını yeniden iade etmeli.
  6. 45- Eğer cemaatd, hutdbeler bitip imamın namazı başlamasından sonra iktidâ etmekten kaçınır ve imamı yalnız bırakırlara, Cuma namazı gerçekleştirilmemiş ve bâtıldır. İmam, o namazı terkedip öğle namazına başlayabilir, ama niyetini öğle namazına çevirmesi ihtiyaten müstehaptır, tamaladıktan sonra yeniden öğle namazı kılar. Namazı, Cuma namazı niyetiyle tamamlayıp sonradan vgle namazı kılması daha çok ihtiyattır.
  7. 46- Cuma namazı tam adetle (imamdan başka en az 4 kişi ) kılınıyorsa yalnızca tebirin bile söylemiş olsalar sonradan ayrılacak olurlarsa namaz bâtıl olur. Eğer bütün me’mümlar veya bir kısmı ayrılacak olur da imam kalırsa; ister bir rek’ati tamamlamış olsunlar ister olmasınlar, geride kalanlmarın cuma namazını tamamlayıp sonra da öğle namazı kılmalrı ihtiyaten müstehaptır. ama onlardan bazısı ikinci rek’atin sonlarında, ikinci rekatin rüku’undan sonra ayrılacak olurlarsa cuma namazı sahihtir, ondan sonra da öğle namazını kılmak ihitayetn müstehaptır.

 

  1. 47- Eğer cemaatin saypısı, cuma namazı icçin lazım olan sayı 4 kişi den fazla olursa, geride kalanların sayısı dört kişiden az olmadıkça onların namzdan ayrılmalarının hiçbir sakıncası yoktur.
  2. 48- Cuma namazı için beş kişi veya daha fazla hazır olurlar ama hutbeler okunurken veya ondan sonra namaz kılınmadan ayrılırlar ve geri dönmezlerse ve geride kalanlar da beş kişiden az ise, o zaman onların vazifesi öğle namazını kılmak olur.
  3. 49- Hutbenin farzlarından, hutbe gerçekleştirildi, denilecek kadarı tamalanmadan önce cemaatten bir kısmı ayrılır ve vcemaatin sayısı dört kişiden azalır ve daha sonra gerekli adet için lazım olan biş kişiyi dolduracak kadarı geri dönerse ve imam da onların ayrılmasından sonra hutbeyi kesmişse, şimdi cemaatin tamamlanmasından sonr kaldığı yerden devam edebilir. Ama efradın azalmasından sonra, ayrılanların duymamasına rağmen hutbeye devam etmişse, cemaati beş kişiye takmamlayacak olanların dönmesiyle, onların işitmediği kısmı tekrarlamaldır. Cemaatin geri dönüşü biraz uzamışsa ve bu uzayış normalde cemaatin bütünlüğünü bozacak durumda idiyse imamın hutbeyi tikrar etmesi gerekir. O durumdayken yeni fertlerin gelmesiyle, Cuma iin şart olan beş kişi tamamlanmış bile olsa, hutbenin iadesi zaruridir.
  4. 50- Eğer cemaat hutbeden sonra veya hutbe esnasında beş kişiden az kalacak şekilde ayrılıp sonra geri dörerler ve lazım olan sayı tama olursa, bu durumda hutbenin gerçekleştiği muhakkak olursa ayrı durulan müddet uzun bile olsa hutbenin iadesi gerekmez. Eğer hutbenin anlaşılması gerçekleşmemiş, cemaatta cuma namazına dönmek için ayrılmışlarsa ayrı durdukları müddet az bile ola onların geri dönmesinden sonra imamın hutbeyi tekrar okuması ihtiyaten farzdır. Eğer ayrılma ve dağılma, yağmur ve benzeri bir şey yüzünden olur ve ayrı kalınan müddet, örfen “hutbeni bütünlüğü bozuldu” denilecek kadar uzun olursa, hutbeleri yeniden okumak farzdır ya da ilk hutbeye devam edecek olursa sahihtir.

M.51- Cuma namazının kılındığı yer ile başka bir cuma namazının kılındığı yer arasındaki uzakrlık bir fersahtan az olmamalı. Eğer bir fersah mesafeyle iki yerde cuma namazı kılınacak olsa, her ikisi de sahihtir. Bu mesafede ölçünün namaz kılınan şehire göre değil namaz kılınan mahalle göre ele alınması gerektiğini hatırlatmak gerekir. Buna göre uzunluğu birkaç fersahı bulan büyük şehirlerde birkaç cuma namazı teşkil edilebilir.

  1. 52- Cuma namazı eda olunmadan önce, cuma namazı icçin kararlaştırılandan daha az bir mesafe içerisinde başka bir cuma namazının, kendilerinden önce veya kendileriyle aynı zamanda kılınmadığından emin olmaları ihtiyaten müstehaptır.

M.53- Aynı zamanda ve tayin edilenden daha az mesafe (bir fersah) içinde iki cuma namazı kılınacak olsa, ikisi de bâtıldır. ama onlardan biri, iftitah tekbirin söyleyecek kadar bile olsa önce başlarsa, diğeri bâtıldır. İster cuma namazı kılanlar, kendilerinden önce veya sonra kısa mesafede namaz kılındığını veya kılınacağını bilsin, ister bilmesin hüküm aynıdır. Sıhhatinin şartı, hutbelerde değil namazda önceliktir. Bu iki cuma namazından bir hutbelerde önce olduğu halde diğeri namazda önce olursa, ikinci namaz (önce başlayan ) sahih ve diğeri bâtıldır.

M.54- Lazım olan mesafeden daha az bir mesafede namaz kılındığına yakîn ettikleri halde, o namazın önce mi sonra mı başladığından şüphe ederlerse ya da o mahallin haddinden yakın mı, uzak mı olduğundan şüphe edilirse her iki durumda da cuma namazı teşkil edilebilir. Yine öbürlerinin kıldığı cuma namazının kabul olup olmadığına itminan olmazsa hüküm aynıdır.

M.55- cuma namazından sonra, tayin edilen mesafeden az fasılayla bir cuma namazı daha teşkil edildiğini anlarlar ve her iki cemaat da diğerlerinden önce başladıklarına ihtimal verirlerse, hiçbirine cuma namazının iadesi vea öğle namazı farz olmaz. Gerçi iadenin vücubuna hüküm, ihtimale, uygundur. Ama üçüncü bir cemaat çıkıp o sınırlar içerisinde cuma namazı kılmak isterse, önceden kılınan iki namazın da bâtıl olduğuna yakîn etmeliler. Eğer iki cemaattan birinin kıldığı namazın sahih olacağına ihtimal veirlerse , cuma namazı ikame edemezler.

  1. 56- Veliyy-i Asr (Hz. Mehdi A.C.)’ın ğaybeti zamanında cuma namazı farz-ı ta’yini olmadığından, cuma ezanından sonra alış-satış ve diğer muamelelerde bulunmak haram değildir.

пол ламинат
Samsung

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar