Bir Kıyamı Kutsal Kılan Şartlar…

0
İmam Hüseyin (a.s.) fevkalade azim ve mukaddes bir kıyam gerçekleştirmiştir.  

Bir kıyamı kutsal kılan bütün şartlar, İmam Hüseyin (a.s.)’in kıyamında mevcuttur hatta dünyada böyle bir harekâtın bir benzeri yoktur.

Bu şartlar nelerdir denecek olursa; mukaddes bir harekâtın ilk şartı, ? Hedef ve maksat’ının şahsi ve ferdi olmaması, aksine külli nev’i ve insani olmasıdır. İnsan bazen kendi kişiliği için kıyam eder, bazen kendisi için değil, toplum için, bazen insanlık için, bazen hak- hakikat için, tevhit, adalet için, eşitlik için kıyam eder. İşte hakikaten o kişi kıyam ettiği zaman, artık kendi kişiliği söz konusu değildir. Odur ve diğer bütün insanlar!        İşte bu yüzden yeryüzünde, şahsi menfaatleri değil de başkaları için kıyam eden, beşeriyet için, insanlık için, hak, adalet ve eşitlik için, tevhit, marifetullah ve iman için, hareket eden kişiler, bütün insanlar tarafından sevilirler.

Allah Resulü (s.a.v.)’nün “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim” buyurduğu gibi, biz de diyoruz ki; Hüseyin bizdendir, biz de Hüseyin’deniz. Neden böyle diyoruz; çünkü İmam Hüseyin (a.s.) 14 asır önce, bizim için ve dünyadaki bütün insanlar için kıyam etmiştir. O’nun kıyamı mukaddes bir kıyamdı. Tertemiz, şahsi çıkarlardan uzak bir kıyamdı.

Bir kıyamı mukaddes kılan ikinci şart, o kıyamın kuvvetli bir anlayış, derk ve basiretle iç içe olmasıdır. Bu şu demektir; bazen insan toplumları tam bir gaflet içerisindedirler, habersizdirler, anlamıyorlar, cahildirler. Bunların arasından basiretli, anlayış ve derk sahibi biri çıkar ki, bu milletin derdini kendilerinden daha iyi anlar. Dertlerinin çaresini kendilerinden daha iyi bilir.

Hiç kimsenin hiç bir şey anlamadığı, derk etmediği bir zamanda basiret ve ufuk sahibi bir kişi çıkıp kıyam ediyor. Ancak onun kıyamından yirmi yıl, otuz yıl, elli yıl geçtikten sonra insanlar daha yeni uyanıyor ve bu kişinin neden kıyam ettiğini, bu kıyamla hangi mukaddes hedeflere ulaşmak istediğini anlayabiliyor ve diyor ki; “Bizim büyüklerimiz o yıllarda bu kıyamın değerini anlayamamışlar!”

İmam Hüseyin’in as. Harekâtı, işte böyle bir harekâttır. Bu kıyam sayesinde bugün biz yezit’in ne olduğunu, yezit hükümetinin nasıl bir hükümet olduğunu, Muaviye’nin ne yaptığını, Emevi planlarının neler olduğunu anlıyoruz, ama o dönem insanlarının yüzde doksan dokuzu bunu derk etmiyorlardı. Özellikle günümüzdeki iletişim araçlarının o zamanlarda olmamasını göz önünde bulundurursak bunu daha iyi anlarız.

Medine halkı yezidin ve yezit hükümetinin ne demek olduğunu anlamıyorlardı. Ancak Hüseyin öldürüldükten sonra sarsıldılar, kendilerine geldiler ve “Neden Hüseyin İbn-i Ali öldürüldü?” diye sordular. Başlarında Abdullah İbn-i Hanzala “ğesil-ul-melaike” olmak üzere, Mekke’nin büyüklerinden bir heyet seçip Şam’a gönderdiler. Onlar Medine’den uzaklaşıp Şam’a varıp, yezidin yanına vardıkları zaman durumun ne olduğunu anladılar.

Medine’ye döndüklerinde kendilerine neler gördükleri soruldu. Dediler ki “Size şu kadarını söyleyelim ki, orada bulunduğumuz sürece diyorduk ki ‘Allah muhafaza, ya gökten başımıza taş yağarsa!” Dediler; durumlar nasıldır ne haberler getirdiniz?’ Dediler ki; ‘Biz bir halifeyle karşılaştık ki, aleni bir şekilde şarap içiyor, kumar oynuyor, köpeklerle maymunlarla oynuyor, hatta kendi mahremleriyle zina ediyor!’

Abdullah İbn-i Hanzala “ğesil-ul-melaike”nin sekiz oğlu vardı, Medine halkına dedi ki; ‘Siz ister kıyam edin ister etmeyin, ben Sadece bu sekiz oğlumla bile olsa kıyam edeceğim.’ Öyle de oldu. Hurre kıyamında yezidin aleyhine önce sekiz oğlunu kendisinden önce gönderdi, hepsi şehit oldular, sonra da kendisi şehit oldu.

Abdullah İbn-i Hanzala, bundan iki ya da üç yıl önce, İmam Hüseyin (a.s.) Medine’den çıkarken ‘Eğer yezit gibi biri İslam ümmetinin halifesi olursa, İslam’ın Fatihasını okumak gerekir.’ dediğinde neredeydi. İşte o gün Abdullah bilmiyordu, anlamıyordu. İslam âleminin sarsılıp, kendine gelebilmesi için, İmam Hüseyin (a.s.)öldürülmeliydi ki, Abdullah İbn-i Hanzala’ların, Medine, Küfe ve diğer yerlerde yüzlerce kişinin gözlerinin açılıp ve evet Hüseyin (a.s.) ‘Ben yezit gibi biri İslam’ın hilafetini ele almasından utanç duyarım’ sözünü hak olduğunu anlayabil sin’lerdi.

Bir kıyamın kutsallığının üçüncü şartı; tek olması, fert olmasıdır. Ne demek bu? Şu demek; Tam bir zulmet ve karanlıkta parlayan bir meşale olmalı, Sessizliğin içinden yükselen bir nida, mutlak sessizliklerin içinden kalkan bir hareket olmalıdır. Yani korkunun getirmiş olduğu tam bir sessizliğin hâkim olduğu şartlarda, insanların konuşma gücünün olmadığı, mutlak karanlığın mutlak ümitsizliğin, mutlak sükûtun içinden bir anda bir kişi çıkıyor ve sessizliği kırıyor, sükûtu ortadan kaldırıyor, hareket ediyor ve karanlılar içerisinde meşale gibi parlıyor. Sonrada başkaları ardına düşüyor. Acaba Hüseyin’in hareketi böyle bir hareket değimliydi? Evet, böyle bir hareketti.

İmam Hüseyin as. Böyle bir hareket gerçekleştirdi o bu hareketiyle neyi hedeflemişti? Neden imamlarımız as. Hüseyin’in mateminin yaşatılması konusunda bu kadar ısrarlı idiler? Neden imam Hüseyin hareket etti? Bizim kendimizden delil sunmaya ihtiyacımız var mı? İmam kendisi hareketinin delilini beyan ediyor. Tam bir sarahatle buyuruyor: Bizim dünyamızı fesat sarmıştır ceddimin ümmeti fasit olmuştur. Ben ıslah etmek için kıyam ettim ben ıslah talep bir kişiyim. “inni lem ehruc eşiren vela betiren vela mufsiden vela zalimen ve innema herectu litelebil islahi fi ummeti ceddi uridu en emure bil-meruf ve enha enil-munker ve esiru bisireti ceddi ve ebi”. İyiliği emredip kötülüğü men etmekten başka bir hedefim yoktur. imam Hüseyin as. Harekâtının hedefini Açıklamıştır “ela terevne ennel-hegge la yumelu bihi ve ennel batile la yutenaha enhu liyerğebil mumine fi ligaillahi muhiggan imam Hüseyin as buyuruyor ben iyiliği emretmek için, dini diriltmek için, fesatla mücadele etmek için kıyam ettim benim harekâtım İslam’ın ıslahı için yapılmış bir harekâttır.

 

 

 

Murteza Mutahhari

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar