Babalar Günü

0
Anne ve babaya iyilik etmenin ve onlara karşı saygılı davranmanın İslam’da özel bir konumu vardır.
 Allah Teala Kur’an-ı Kerimde, Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları (aleyhum’us selam) da sözlerinde ana-babaya iyilikte bulunmayı ve onlara karşı saygılı davranmayı tekitle tavsiye etmişlerdir.    Allah Teala ve on dört masumun haklarından sonra, insanın üzerinde en çok hakkı olanlar anne ve babadır. Bu konunun Kur’an ve hadislerde özel bir yeri vardır. Bu konu birçok âlimler tarafından geniş bir şekilde ele alınmıştır. Ama biz, çok geniş olan bu konuyu ele alıp, ayet ve hadislerden yararlanarak onu kısa bir şekilde sizlere aktarmaya çalışacağız. Zikredeceğimiz bu ayet ve hadisler, İnşa Allah bizlere birer hidayet meşalesi ve kılavuz olurlar.

Kur’ân Açısından Ana-Babaya İyilik ve Saygı

Kur’an’da, ana-babaya iyilik ve saygı hakkında 13 ayet zikredilmiştir. Altı yerde “İhsan” ve “Hasen” kelimeleriyle onlara iyilik etmeği emretmektedir. [1]

    Biz burada örnek olarak sadece bir ayeti zikredeceğiz. Allah Teala İsra suresinin 23. ve 24. ayetlerinde şöyle buyuruyor:

“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “Of!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

Onlara merhametle alçak gönüllülük kanadını ger ve de ki: “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse sen de onlara öylece merhamet et.”

Görüldüğü gibi Allah Teala mezkûr ayette; anne ve babaya, “Öf” bile demeyin buyurmaktadır. Yani onları incitecek en küçük söz ve hareketten bile kaçının buyuruyor. Öf sözcüğü, rahatsızlığı ifade eden en küçük ve hafif bir tabirdir.

    İmam Sadık(a.s) bu ayetle ilgili şöyle buyurmuştur:

“Eğer Allah Teala, (anne-babayı incitmek hususunda) öf kelime sinden daha küçük bir şeyin olduğunu bilmiş olsaydı, mutlaka ondan da nehy ederdi; öf, ana-babaya karşı gelme ve onları incitmenin en küçük ve hafif olanıdır. İnsanın anne-babasına keskin bir şekilde bakması da ak-ı valideynden (onları incitmekten)dir.” [2]

     Bu rivayetten, anne-babaya saygısızlık yapmamanın ve onlara karşı ne kadar yumuşak ve şefkatli davranmanın gerekliliği iyice ortaya çıkmış oluyor.

    Anne-babaya ihtiram etmenin ne kadar geniş manalı olduğu şu hadisten de iyice anlaşılmaktadır:

    Bir adam Resulullah (s.a.a)’ten babanın oğlun üzerindeki hakkı nedir? diye sorduğunda Resulullah (s.a.a) cevaben şöyle buyurdular:

“Babanın oğlun üzerindeki hakkı; onu ismiyle çağırmaması, onun önünde yürümemesi, ondan önce oturmaması ve ona (babasına) sövülmesine sebep olmamasıdır.”[3]

Sözün kısası şu ki anne-babaya imkân dâhilinde olan her çeşit iyilik ve ihtiramı yapmak ve onları inciten her çeşit söz ve hareketten kaçınmak, kaçınılmaz dini ve vicdani bir vazifedir.

Elbette eğer anne-baba evlatlarına Allah’ın emrettiği şeylere karşı bir söz söylerlerse, o zaman onlara o hususta itaat etmek farz değildir.

Hadis ve Rivayetler Açısından Anne ve Babaya İyilik ve Saygı

Anne-babaya iyilik ve ihtiram etme konusunda Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarından pek çok hadisler nakledilmiştir. Biz burada on dört masumdan nakledilen yüzlerce hadisten sadece on dört tanesini, kendimize hidayet meşalesi olması ve onları kılavuz edinmek için naklediyoruz:

1- İmam Sadık (a.s)’ın öğrencilerinden birisi İmam (a.s)’a; “En iyi iş hangi iştir?”diye sorduğunda İmam (a.s); “Namazı vaktinde kılmak, ana-babaya iyilik etmek ve Allah yolunda cihat etmektir.” [4] buyurdular.

2- Ammar bin Yahya şöyle diyor:

İmam Sadık (a.s)’a arz ettim ki, oğlum İsmail bana iyilik ediyor (yardımda bulunup bana nispet iyi davranıyor). İmam (a.s) bu sözüme karşılık şöyle buyurdular: “Oğlun İsmail’i seviyordum, şimdi (sana iyi davrandığı için) onu daha çok seviyorum.”

    İmam (a.s) sonra şöyle buyurdular:

Peygamber (s.a.a)’in süt kız kardeşi O Hazretin yanına geldi, Hz. Peygamber onu görünce hoşnut ve mesrur oldu, sonra abasını onun için yere sererek onu o elbisenin üzerinde oturttu. Daha sonra ona yönelip güler yüzle sıcak bir şekilde onunla konuşuyordu. Nihayet o kalkıp gitti. Daha sonra sütkardeşi geldi. Resulullah (s.a.a) onun da sıcakça hal ve hatırını sordu, ama (süt kız kardeşine) takındığı tavrı ona karşı takınmadı (ona gösterdiği ilgiyi sütkardeşine göstermedi). Bir adam, bu farklı davranışın sebebini Hazretten sordu. Resulullah cevaben şöyle buyurdular: “Çünkü o kız kardeş, ana ve babasına nispet bu kardeşten daha iyi davranıyordu.” [5]

3- Resulullah (s.a.a) ana-babayı razı etmek ve onları öfkelendirmekle ilgili şöyle buyurmuştur:

“Kim valideynini (ana-babasını) razı ederse şüphesiz Allah’ı razı etmiştir; kim de onları öfkelendirirse şüphesiz Allah’ı öfkelendirmiştir.” [6]

4- Resulullah (s.a.a) anne- babanın yüzüne şefkatle bakanın sevabı hususunda şöyle buyurmuştur:

“Kim ana-babasının yüzüne şefkat ve merhametle bakarsa, Allah Teala onun için makbul olan bir haccın sevabını yazar.”[7]

5- Ana-babaya iyilik ve ihsan etmek, onlar öldükten sonra da gereklidir. Bu hususta birçok rivayet vardır. Biz onlardan sadece bir tanesini naklediyoruz:

    İmam Sadık (as) şöyle buyurmuştur:

“Bazı insanlar baba-anası hayatta iken onlara iyilik ediyor; ama onlar öldüklerinde onların borçlarını ödemiyor ve onlar için Allah’tan mağfiret dilemiyor. İşte bundan dolayı Allah Teala onu, akk’ul- valideyn (ana-babasına asi bir kimse) olarak sayıyor. Ama bazen bazı insanlar, ana-babası hayatta iken onlara karşı sert ve asidir. Ama onlar öldüklerinde, onların borçlarını ödüyor ve onlar için mağfiret diliyor. Allah Teala böyle bir adamı ana-babasına iyilik yapan bir kimse olarak yazıyor.”[8]

6- Resulullah (s.a.a) ana-babaya iyilik etmenin faydasına değinerek şöyle buyurmuştur:

“Ana-babaya iyilik etmek ömrü çoğaltır, yalan konuşmak rızkı azaltır, dua ise kaza-kaderi geri çevirir.”[9]

7- Yine Resulullah (s.a.a), ana- babaya hizmet ederek cenneti kazanamayan kimseler hakkında üç defa tekrarlayarak şöyle buyurmuştur:

“Ana-babasından biri veya onların her ikisi onun yanında yaşlanmış çağına ulaşmış olup da (onlara hizmet ederek ) cennete giremeyen kimsenin burnu toprağa sürülsün (hor ve hakir olsun, kül olsun böyle adamın başına).” [10]

8- İmam Cafer Sadık (a.s) ana-babasını döven kimse hakkında şöyle buyurmuştur:

“Ana- babasını döven kimse, Allah’ın rahmetinden uzaktır, Allah’ın rahmetinden uzaktır; ana- babasına asi olan kimse Allah’ın rahmetinden uzaktır, Allah’ın rahmetinden uzaktır!”[11]

9- Resulullah (s.a.a) bir hadiste şöyle buyurmuştur:

“Üç şeyde hiç kimse için ruhsat yoktur: Ana- babaya, ister müslüman olsun ister kâfir, iyilik etmek; emaneti, ister müslüman olsun ister kâfir, sahibine geri çevirmek.”[12]

10- İmam Sadık (a.s) ana-babasına kızgın bir şekilde bakan kimse hakkında şöyle buyurmuştur:

“Kim ana-babasına, ona zulmettikleri halde kızgın bir şekilde bakarsa, Allah Teala onun namazını kabul etmez.” [13]

11- Resulullah (s.a.a) anne ve babaya asilik hakkında şöyle buyurmuştur:

“Sakın ana-babaya asi olmayın; çünkü bin yıl bir mesafeden hissedilen cennetin kokusunu, ana-babaya asi olan ve akrabalarla ilişkiyi kesen kimse… alamayacaktır.” [14] (Cennetin kokusunu almaya liyakati olmayan bir kimse, artık cennete nasıl girebilir!)

12- Yine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsinler; iffetli davranın ki, kadınlarınız da iffetli olsunlar.” [15]

13- İmam Zeyn’ül- Abidin (a.s) da baba hakkıyla ilişkin şöyle buyurmuştur:

“Babanın senin üzerindeki olan hakkı şudur: Bilmelisin ki baban, senin kökündür ve sen ise onun dalı. Eğer baban olmasaydı sen de olmazdın. Kendinde hoşuna giden bir şey gördüğünde, bil ki baban bu nimetin köküdür. Bu nimet değerince Allah’a hamt ve şükret. Kuvvet ancak Allah’tandır.” [16]

14- Yine İmam Zeyn’ül-Abidin (a.s) anne hakları hakkında şöyle buyurmuştur:

“Annenin senin üzerindeki hakkı şudur: Bilmelisin ki, o hiç kimsenin diğerini taşımadığı bir yerde (karnında) seni taşımıştır. Hiç kimsenin başkasına vermediği yüreğinin meyvesinden sana yedirmiş ve seni seve-seve kulağı, gözü, eli, ayağı, saçı, derisi ve (kısacası) bütün azalarıyla korumuştur. Hamilelik döneminin bütün zorluk, dert, elem ve gamlarını yüklenen de yine o olmuştur. Sonra Rabbin seni ondan ayırıp yeryüzüne getirmiştir. Aç kalıp seni doyurmaya, çıplak kalıp seni giydirmeye, susuz kalıp sana su vermeye, güneşte kalıp seni gölgede tutmaya, zorluklar çekerek seni nazlıca yetiştirmeye, uykusuz kalarak seni tatlı-tatlı uyutmaya razı olan yine o olmuştur. Karnı sana yuva, eteği örtü, göğsü su kabı, canı siper, dünyanın sıcaklık ve soğukluna, senin için bizzat kendisi tahammül eden yine de o olmuştur. Öyleyse bu iyilikler miktarınca ona teşekkür etmelisin. Bunu Allah’ın yardımı olmaksızın yapman mümkün değildir.” [17]

Anne ve Babanın Çocukları Üzerindeki Seksen Hakkı

Anne ve babanın, evlatları üzerinde 80 hakları vardır. Bunlardan 40 tanesi hayatları zamanında, 40 tanesi ise öldükten sonradır. Hayatları zamanındaki olan kırk haktan on tanesi beden, on tanesi dil, on tanesi kalp, on tanesi de mal ile ilişkilidir.

Bedenle İlişkili Olan On Hak

1- Hizmet etmek.

2- İhtiramlarını korumak.

3- Onların önünde değil arkalarında oturmak.

4- Onların emir ve nehiylerine, İslam’ın emirleriyle çelişmediği takdirde itaat etmek.

5- Müstahap orucu onların izniyle tutmak.

6- Onların rızayeti (isteği) olmaksızın, vacib-i ayni dışında yolculuğa çıkmamak.

7- Onlar geldiklerinde ayağa kalkmak, otur demedikçe oturmamak ve onlardan aşağıda oturmaya çalışmak.

8- Yolda yürüyünce onlardan öne geçmemek; yol çamur, buz, karanlık ve tehlikeli olursa o başka.

9- Daima şefkatle onların yüzüne bakmak.

10- Onların hizmetinde olmaya hazır olmak.

Dille İlişkili Olan On Hak

1- Onlarla karşı yumuşakça konuşmak.

2- Sesi onların üzerine yükseltmemek (yüksek sesle konuşmamak).

3- Çok konuşarak gevezelik ve edepsizlik yapmamak.

4- Onları isimleriyle çağırmamak; anneciği ve babacığım demek.

5- Onların sözlerini kesmemek; sözlerinin arasına girmemek.

6- Onların sözlerini reddetmemek.

7- Emir ve nehiy edercesine onlara hitap etmemek.

8- Onların üzerine bağırmamak.

9- Onlara öf bile dememek ve onlara sırt çevirmemek.

10- Onlarla edepli konuşmak, onlara dokunabilecek sözlerden kaçınmak ve onlara sürekli dua etmek.

Kalple İlişkili Olan On Hak

1- Onlara karşı yumuşak kalpli ve merhametli olmak.

2- Onların senin hakkında haksızlık yaptıklarını zannetsen dahi onları sevmek; hatta onları sevenleri bile sevmek.

3- Onların hoşnut olmasıyla hoşnut olmak.

4- Onların gamına ortak olmak ve dertleriyle dertlenmek.

5- Onları üzecek bir şekilde onların düşmanlarıyla dost olmamak.

6- Onların yanlış konuşmalarından dolayı onlardan incinmemek.

7- Onlara karşı sinirlenmemek; dövseler bile onların elinden öpmek.

8- Onların haklarını yerine getirmiş olduğunu zannetse dahi kusur etmesinden endişelenmek.

9- Kalbinde onların rızayetlerini kazanmayı amaçlamak; ona eziyet etmiş olsalar dahi yaşlı olduklarında onlara

eziyet etmeği akıldan bile geçirmemek.

10- Onların zahmet, fakirlik ve hastalıklarından bıkmış olsa dahi kalpten onların ömrünün uzunluğunu istemek.

Mal İlişkili Olan On Hak

1- Onların elbisesini kendi elbisesinden önce temin etmek.

2- Onlara, kendi yemeğinden, hatta daha iyisinden yedirmek.

3- Onların borçlarını ödemek.

4- Onların yol masraflarını ister farz olsun ister müstahap karşılamak.

5- Ölmüş olurlarsa, boyunlarında hac, namaz ve oruç olursa, onlardan taraf o amellerin kazasını yapmak veya başka birisine yaptırmak.

6- Evleri yoksa onlara ev temin etmek veya oturduğu evlerin kirasını vermek.

7- İhtiyaç duyduklarında ihtiyaçlarını gidermeleri için, kendi malından onların yanında mal ve para bırakmak.

8- Onların doktur ve ilaç paralarını vermek; evlerini tamir etmek; damlarının karını dökmek vs. işlerinde yardımda bulunmak.

9- Kendi malıyla onların izzet ve şereflerini yüceltmek.

10- Kendi malını onların malı bilmek; malından her ne kadar harcasalar da onları dile getirememek.

Ölümlerinden Sonraki Kırk Hak

1- Onların gusül, kefin-defin işlerinde acele etmek.

2- Onların defin-kefin masraflarından rahatsız olmamak.

3- Onların defin-kefin işlerini şeriatın buyurduğu emirlere göre yapmak.

4- Onların vasiyetleri gereğince amel etmek, başkalarının isteğine göre değil.

5- Defin gecesi onlara vahşet namazı kılmak ve onların hakkında dua etmek.

6- Onların merasimlerinde Kur’an okuyan veya diğer zahmet çekenlerin zahmet haklarını vermek; Allah rızası için yapmışlarsa onlardan teşekkür etmek.

7- Ticaret ehli kimselerden olmuş olurlarsa, boyunlarında başkalarının hakkı kalmaması için hesaplarını tasfiye etmek.

8- Eğer malının üçte birine vasiyet etmişse, onu hemen ayırıp vasiyet ettiği yerlerde harcamalı ve her varisin hakkını vermelidirler.

9- Onlar için her gün Kur’ân okumak; en azından her namazdan sonra üç defa “Kul huvellah” (İhlâs) suresini onlara okumak; Allah Teala böylece onu, onun anne-babasını ve onun çocuklarını bağışlamış olur.

10- Her namazdan sonra, özellikle gece namazları ve dua vakitlerinde onların hakkında dua etmek.

11- Her gün onlardan taraf sadaka vermek; bir amele karşılık yetmiş bin sevap yazılır.

12- Edebildiği takdirde her gün için anne-baba namazı kılmak.

Anne ve baba için kılınan namaz iki rekâttır; birinci rekâtta, Fatiha suresini okuduktan sonra on defa şu ayeti okumak: “Rabbena iğfir lî velivalideyye ve lil mu’minine yevme yekum’ul-hisab.”[18] İkinci rekâtta ise Fatiha’dan sonra on kez şu ayeti okumak: “Rabbiğfir lî velivalideyye velimen dehalebeytiye mu’minen ve lil mu’minine ve’l- mu’minati” [19]

Namazın selamını söyledikten sonra on defa şöyle demek: “Rabbirhemhuma kema rebbeyanî sağiren.” [20]

Dikkat! Arapça harflerin Türkçe doğru bir şekilde yazılmasının mümkün olmadığından dolayı bu ayetlerin Kur’an’dan okunması tavsiye edilir.

13- Onların musibetlerine sabretmek.

14- Babanın kaza namazlarını kılmak veya başkalarına kıldırmak.

15- Babanın tutamadığı oruçların kazasını yapmak veya başkalarına yaptırmak; tuttuğu müstahap oruçların sevabını onlara hediye etmek.

16- Onların kabrinin ziyaretine gitmek; bu işi yapana bir haccın sevabı verilir.

17- Kabristanda “Ayet’el kürsü” ve Kur’an okumak ve salavat getirmek ve bunların sevabını onlara hediye etmek.

18- Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarının kabirlerinin ziyaretine gittiğinde anne-babadan taraf da ziyaret etmek.

19- Onlardan taraf Mekke’ye giderek Umre amellerini yapmak; Farz olan hac amellerini yapmak için hacca gitmiş ise boş vakitlerde onlardan taraf tavaf etmek.

20- Eğer kendisi hacca gitmişse, onlardan taraf da farz veya müstahap olan hac amellerini yapmak.

21- Onlardan rahatsız olan kimseleri razı etmek (helallık almak).

22- Onlardan taraf, bir kimsenin hakkı onların boynunda olmuş olursa, haklarının ödenmesi için redd-i mezalim (mazlumların haklarını) vermek.

23- Haftalık veya aylık olarak düzenlemiş oldukları ağıt, mersiye, dua veya dini merasimlerini devam ettirmek.

24- Güzel sünnetlerini (kurban kesmek, fakirlere yardımda bulunmak vs.) ayakta tutmak.

25- Eğer (cami, yol ve köprü yaptırmak gibi) hayır bir işi yarı kalmış olursa, onu tamamlamak.

26- Eğer bir kimsenin malını gasp etmiş olduklarını öğrenmiş olur isen, mal sahipleri onu bilmese de, iddia etmeseler de o malı sahiplerine geri çevirmek (ve onlardan helallık istemek).

27- Humus veya zekât borçlu olmuş olur iseler, onları verilmesi gereken yerlere vermek.

28- Başkalarının ana-babasına sövüp de kendi ana ve babasının sövülmesine sebep olmamak.

29- Halkın, insanın anne ve babasına lanet edecek herhangi bir iş yapmamak; eğer bir kimse böyle iş yapmış olursa, ak-i valideyn olur (onlara asilik yapmış sayılır).

30- Halka iyilik yaparak onların, ana ve babası hakkında dua etmelerine vesile olmak; böyle bir iş, ana-babasının makamının yücelmesine ve kendi izzetinin de artmasına sebep olmaktadır.

31- Anne ve babanın dost ve arkadaşlarına ihtiram etmek; zira böyle bir davranış, onların, insanın baba ve annesini hatırlayarak onlara rahmet okumalarına sebep olur.

32- Onların darlık ve sıkıntıya düşebileceklerine ihtimal vererek, onları (ihsan ve hayır amellerle) kurtarmaya çalışmak.

33- Onların cami, hüseyniye, hastane ve kitap gibi kendilerinden sonraya bırakmış oldukları eserleri korumak; onlar isimlerinin korunmasına yol açan bu eserler ile hoşnut olurlar.

34- Anne ve babanın ziyaretleri yerine, amca, teyze, dayı ve halaların ziyaretlerine gitmek; anne ve babanın onlara yaptıkları iyilikleri onlara yapmak.

35- Eğer anne ve babanın hayatları döneminde onların hakları hususunda kusur etmişse, ölümlerinden sonra onların rızası ve hoşnutluğunu kazanmak.

36- Onların durumundan haberdar olmak için onları uykuda görmeğe çalışmak.

37- Onların hakkında sürekli ihsan, ziyaret ve sadaka gibi hayır işler yapmak; onları zaman geçmesiyle unutmamak.

38- Onların isimlerinin ihtiramını, hayatları dönemindekinden daha iyi korumak; onların kötüyle anılmalarına veya kabirlerinin saygısızlığa uğramasına müsaade etmemek.

39- Onlar mümin kimselerdendilerse, onlara kavuşmayı arzu etmek; nitekim masum İmamlar da (a.s) kendi babalarına kavuşmayı arzu ederlerdi.

40- Onların kabirleri yıkıma uğramış olursa, onları tamir etmek; kabirlerinin viran olmaması hususunda titizlik göstermek.

Anne ve baba haklarından olan bu seksen hak, Kur’an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt rivayetlerinden elde edilmiştir. Umulur ki, bu hakların okunup okutulması hususunda mümin kardeşler gayret gösterir ve bu vesileyle evlatların anne ve baba hakları hususunda aydınlanmasına sebep olurlar inşaAllah. Allah’ım, anne ve babalarımızı bizlerden razı et; onlara hizmet etmek tevfikini bizlere nasip eyle; bizi ak-ı valideyn karar kılma; bizleri Ehl-i Beyt sevgisiyle ve Onların yolunda eğitip büyüttükleri için kendi rahmeti dünya ve ahirette onlara yağdır. Âmin âmin ya Rabb’el- âlemin. [21]

________________________________________

[1]- Bu konuda şu ayetlere bakabilirsiniz: Bakara/83; İnsan/36; En’âm/151; İsra/23; Ahkaf/15; Ankebut/8; Bakara/180-215; Lokman/14; İbrahim/41; Neml/10; Nuh/28.

[2] – Usul-u Kafi, c. 2, s. 349.

[3] – a.g.e, s. 159-160.

[4] – a.g.e, c. 1, s. 158.

[5] – Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 56. Usul-u Kafi, c. 2, s. 161. Peygamber (s. a.a)’in süt kız kardeşinin ismi “Enise”, süt kardeşinin ismi ise “Abdullah” idi.

[6] – Nehc’ul-Fesaha, hadis: 2963.

[7] – a.g.e, hadis: 2676.

[8] – Usul-u Kafi, c. 2, s. 159.

[9] – Nehc’ul-Fesaha, hadis: 1087.

[10] – a.g.e, hadis: 1666.

[11] – Müstedrek’ul-Vesail’den.

[12] – Nehc’ul-Fesaha, hadis: 1264.

[13] – Usul-u Kafi, c. 4, s. 50, hadis: 2715.

[14] – a.g.e, c. 4, s. 50, hadis: 2716.

[15] – Nehc’ul-Fesaha, hadis: 1089.

[16] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 530.

[17] – a.g.e, s. 529.

[18] – İbrahim/41.

[19] – Nuh/28.

[20] – İsra/24.

[21] – Hücet’ul-İslam hacı seyyid Cafer Mir Azimi; Hukuk-u Valideyn, s. 146; Erbein-i Süleymeni’den naklen.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar