Ayet ve Hadislerle İslam(2)

0
İslam Açısından En Güzel Müslüman:
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam açısından Müslümanların en üstünü tek derdi ahireti olan, korku ve ümidi mutedil/eşit olandır”[1]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam üç evdir, evin altı, üstü ve en üstü. Evin altı: bütün Müslümanların girdiği İslam’dır. Öyle ki onlardan birine soracak olursan, “Ben Müslümanım” der. Evin üstü amellerinin birbirinden üstün oluşudur. Evin en üstü ise Allah yolunda yapılan cihaddır. En iyi Müslümanlardan başkası bu makama erişemez.”[2]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hak ve hürmet açısından insanların en güzeli İslam’ı en güzel olandır.”[3]

İslam’ın Sütunları

 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam’ın sütunları yedi tanedir. Onların ilki akıldır. Onun üzerine sabır bina edilmiştir. İkinci sütun ise yüzsuyunu korumak ve doğru konuşmaktır. Üçüncü sütun ise Kuranı olduğu gibi tilavet etmektir. Dördüncü sütun ise Allah için dost ve düşman olmaktır. Beşinci sütun ise al-i Muhammed’in (s.a.a) hakkı ve velayetlerini tanımaktır, altıncı sütun kardeşlerin hakkı ve onları savunmaktır. Yedinci sütun ise insanlarla iyi komşulukta bulunmaktır.”[1]

 

İslam’ın Özeti
İmam Ali (a.s) Muhammed b. Ebi Bekir’e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: “Sana İslam’ın özeti olan yedi şeyi tavsiye ediyorum: Allah’tan kork ve Allah yolunda insanlardan korkma. En güzel söz amelinin tastik ettiği sözdür. Bir konuda iki farklı hüküm verme. Aksi taktirde bu işini çelişkiye sürükler ve haktan sapmış olursun. Kendin için beğendiğin şeyi yönettiğin insanlar için de beğen kendin için beğenmediğin bir şeyi onlar için de beğenme. Yönettiğin halkın işlerini ve durumunu düzelt, hakka ulaşmak için kendini zorluklara ve müşkülatlara düşür. Hiç bir kınayıcının kınamasından korkma. Seninle meşveret edene doğru bir şekilde kılavuzluk et. Kendini uzak ve yakın Müslümanlar için örnek kıl.”[2]

Resulullah (s.a.a) kendisine, İslam hakkında kesin bir söz sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah’a iman ettim” de ve bu yolda dosdoğru ol.”[3]

 

İslam’ın Temelleri

 

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam beş temel üzere kurulmuştur: Namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan ayı orucunu tutmak, Beytullah’il Haram’ı haccetmek ve biz Ehl-i Beyt’in velayeti.”[4]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam’ın temelleri üç tanedir. Namaz zekat ve velayet. Bu üçünden hiç birisi o ikisi olmaksızın düzelmez.”[5]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Daha sonra, ona ışığı sönmeyen bir nur, parıltısı tükenmez bir ışık olan Kitab’ı indirdi…O imanın madeni ve orta yolu, ilmin pınarları ve deryalarıdır. Adaletin bahçeleri ve havuzları, İslam’ın temel taşı ve esasıdır.”[6]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu İslam Allah’ın dinidir. Allah onu kendine seçmiş, kendi gözetimi altında terbiye etmiş, onun için yaratıklarının en hayırlısını seçmiş ve onun sütunlarını muhabbet üzere yükseltmiştir.”[7]

İmam Ali (a.s) Al-i Muhammed’in (s.a.a) niteliği hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar İslam’ın dayanakları ve sığınaklarıdır.”[8]

İmam Sadık (a.s) kendisine “İslam’ın dayanakları nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Evet, İslam’ın dayanakları Allah’ın birliğine tanıklık etmek, Resulüne (s.a.a) iman etmek, Allah nezdinden getirdiği her şeyi ikrar etmek, mallarının zekatını vermek, Allah’ın emrettiği Al-i Muhammed’in velayetine bağlı olmaktır.”[9]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu üm­metten hiç kimse Muhammed’in (s.a.a) Ehl-i Beyt’iyle mukayese edilemez…Onlar dinin esası, yakinin direğidir”[10]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam beş temel üzere kuruludur: Allah’ın birliği, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucu tutmak ve haccetmek.”[11]

 

İslam’ın Esası

 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam çıplaktır. O halde örtüsü haya, süsü vefa, mürüvveti salih amel ve sütunu günahlardan sakınmaktır. Her şeyin bir esası vardır. İslam’ın esası ise biz Ehli Beyt’i sevmektir.”[12]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam çıplaktır elbisesi ise takvadır. İç elbisesi hidayet dış elbisesi haya, esası günahlardan sakınmak, kemali dindarlık ve meyvesi salih ameldir. Her şeyin bir esası vardır. İslam’ın esası ise biz Ehl-i Beyt’i sevmektir.”[13]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam’ın esası beni ve Ehl-i Beytimi sevmektir.”[14]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmamet İslam’ın büyüyen kökü ve uzun dalıdır.”[15]

 

İslam’ın Manası (1)
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam sıfatının anlamı tüm ilahi hüküm ve itaatleri zahiri (dil ile) ikrar etmek anlamındadır. O hale her kim zahirde bütün itaatleri ikrar ederse her ne kadar kalben inanmazsa bile İslam adına layıktır ve bu adı taşır. Zahiri dostluğa hak kazanır, şahadeti caizdir ve miras alır. Müslümanların lehine veya aleyhine olan şey onun da lehine ve aleyhinedir.”[16]

İmam Sadık (a.s) kendisine bir takım sorular soran ve cevabını aldığında ise, “Şimdi Allah’a teslim ve Müslüman oldum” diyen birisine şöyle buyurmuştur: “Hayır sen şu anda Allah’a iman ettin. İslam imandan öncedir. İslam vesilesiyle birbirinden miras alır ve birbiriyle evlenirler ama iman vesilesiyle sevap elde ederler.”[17]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam vesilesiyle insanların kanı korunur, emaneti eda edilir ve evlilik helal olur ama sevap iman karşısında verilir.”[18]

 

İslam’ın Manası (2)


İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam’ı öyle bir anlatayım ki benden önce hiç kimse anlatmamış ve benden sonra da hiç kimse anlatmayacaktır: İslam teslimden ibarettir teslim ise tasdiktir. Tasdik ise yakin ve yakin ise görevini yapmak ve görevini yapmak ise ameldir.”[19]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam, (Allah karşısında) teslimiyettir; teslimiyet yakîndir; yakîn tasdik etmektir; tasdik ikrar etmektir; ikrar eda etmektir; eda etmek ise ameldir.”[20]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam’ın nihayeti teslimdir. Teslimin nihayeti ise nimet yurduna nail olmaktır”[21]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam yüzünü aziz ve celil olan Allah’a teslim etmen ve Allah’tan başka bir ilah olmadığına tanıklık etmendir.”[22]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam kalbini teslim etmendir. Müslümanların senin elinden ve dilinden güvende olmasıdır.”[23]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam güzel ahlaktır.”[24]

 

İslam ve Teslim
Kur’an:
“Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.” [25]

 

İmam Ali (a.s) Muaviye’nin ve Şam ordusunun bayraklarını görünce şöyle buyurmuştur: “Taneyi yaran ve insanı yaratan Allah’a yemin olsun ki onlar Müslüman olmadılar onlar sadece teslim oldular ve kalplerinde kötülük gizlediler ve kalplerine gizledikleri şeye taraftar bulunca da bize olan düşmanlıklarını baştan aldılar ve sadece namazı terk etmediler.”[26]

İmam Ali (a.s) hakeza şöyle buyurmuştur: “Tohumu yarana, insanı yaratana and olsun ki onlar (Muaviye ve taraftarları), Müslüman olmadılar, belki zahiren teslim oldular. Küfürlerini gizlediler, kendilerine yardımcılar bulunca da açığa vurdular.”[27]

İmam Ali (a.s) Muaviye’ye yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: “Müslüman olanların istemeden teslim oldular.”[28]

 

İslam’a Muhalif Olan Şey
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hıyanetten sakının. Şüphesiz hıyanet İslam’dan uzaktır.”[29]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir müslümanın aleyhine yardım ederse, şüphesiz İslam’dan beri olmuştur.”[30]
 

İslam’ın Gurbeti
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam garip başladı ve çok geçmeden başladığı gibi garip olacaktır. O halde ne mutlu gariplere.”[31]

İmam Sadık’tan (a.s) Ali’nin (a.s) “İslam garip başladı ve çok yakında eskiden olduğu gibi garip olacaktır” sözü sorulunca şöyle buyurmuştur: “Davetçimiz, Resulullah’ın (s.a.a) yeni bir davete başladığı gibi yeni bir davete başlayacaktır.”[32]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam garip başladı çok yakında yine garip olacaktır. O halde ne mutlu gariplere!” Kendisine, “Ey Allah’ın Resulü! Garipler kimlerdir?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “İnsanların bozuk olduğu zaman salih olanlardır.”[33]
İslam’ın Tahrifi
İmam Ali (a.s) gelecekte olan fitne fesat ve kan dökücülüğe işaret ettiği bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “İşte o zaman batıl yerine yerleşir… Bu zamanın halkı kurt, sultanları yırtıcı, orta hallileri yiyici, fakirleri ise ölülerdir. Doğruluk batıp gider, yalan çoğalıp yayılır, dilleriyle sever, kalpleriyle düşmanlık ederler. Fısk, bir asalet; iffetli ve namuslu olmak ise acayip işlerden sayılır ve İslam, ters giyilen bir elbise gibi giyilir.”[34]
Müslüman Olmayan Kimse
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabahlar da Müslümanların işlerine önem vermezse Müslüman değildir.”[35]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslümanların işini önemsemeden sabahlarsa Müslümanlardan değildir. Her kim bir müslümanın, “Ey Müslümanlar!” diyen feryadını duyar da ona icabet etmezse Müslüman değildir.”[36]

 

İslam (Çeşitli)
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam ramdır ve ram olandan başkasını bindirmez.”[37]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam insanları ateşin demir, altın ve gümüşün pisliklerini temizlediği gibi insanları temizleyip ayrıştırır.”[38]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphe yok, sizin için yola işaretler konulmuştur; onlarla hidayete erin. İslam için bir nihai hedef vardır; ona yürüyün.”[39]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam’ın başı emanete riayet ve nifakın başı ise hıyanettir.”[40]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İslam’ın ölçüsü doğru sözlü olmaktır.”[41]

Resulullah’a (s.a.a), “İslam’ın en üstün şeyi nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Müslümanların elinden ve dilinden güvende oldukları kimsedir.”[42]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz İslam’ın kulpları tek tek açılacaktır. Bir kulpu açılınca insanlar başka bir kulpuna sarılacaktır. İlk açılan kulp adil hakemliği ayaklar altına almaktır. Son çözülecek kulp ise namazdır.”[43]

 

——————————————————————————–

[1] Tuhef’ul Ukul, 196
[2] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 6/71
[3] Sahih-i Muslim, 62
[4] Emali el-Mufid, 353/4
[5] el-Kafi, 2/18/4
[6] Nehc’ul Belağa, 198. hutbe
[7] Bihar, 68/334/16
[8] Nehc’ul Belağa, 239. hutbe
[9] Bihar, 68/387/37
[10] Nehc’ul Belağa, 2. hutbe
[11] Sahih-i Muslim, 16. ayet
[12] el-Mehasin, 1/445/1031
[13] Tuhef’ul Ukul, 52
[14] Kenz’ul Ummal, 37631
[15] el-Kafi, 1/200/1
[16] Tuhef’ul Ukul, 329
[17] el-Kafi, 1/173/4
[18] a. g. e. 2/25/6
[19] Mean’il Ahbar, 185/1
[20] Nehc’ul Belağa, 125. hikmet
[21] Gurer’ul Hikem, 6349-6350
[22] Kenz’ul Ummal, 39
[23] a. g. e. 17
[24] a. g. e. 5225
[25] Saffat Suresi, 26. ayet
[26] Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 4/31
[27] Gurer’ul Hikem, 10142; Nehc’ul Belağa, 16. mektup
[28] Nehc’ul Belağa, 64. mektup
[29] Gurer’ul Hikem, 4742
[30] a. g. e. 9220
[31] Kenz’ul Ummal, 1192
[32] Bihar, 8/12/10
[33] Kenz’ul Ummal, 1198
[34] Nehc’ul Belağa, 108. hutbe; Şerh-u Nehc’il Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 7/191
[35] el-Kafi, 2/163/1
[36] a. g. e. s. 164/5
[37] Kenz’ul Ummal, 244
[38] a. g. e. 311
[39] Nehc’ul Belağa, 176. hutbe
[40] Gurer’ul Hikem, 5526-5527
[41] a. g. e. 9727
[42] Emali et-Tusi, 271/505
[43] a. g. e. 186/311