Aşura günü, Kerbela Hadisesi ve Dünya Büyüklerinin Görüşleri

0
Yaşanan Kerbela hadisesi ve Aşura günü bütün dinlerden mezheplerden insanların dikkatini çekmiş ve bugüne kadar böyle bir hadise yaşanmadığı düşünülmüştür

Kerbela hadisesi ve Aşura günü yaşananları okuyanların, birisinden dinleyenlerin Hz. Huseyn ve Ehli Beyt’in başına gelenlerine üzülmemesi mümkün değildir.

Dünyada düşünür ve alimler Kerbela hadisesi ve Aşura gününe özel önem vermiş ve bunlar hakkında düşünmüşler çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir.

İngiliz yazar Fraya Starec “Bağdat Sur’u” adlı meşhur kitabında Kerbela hadisesi ve Aşura gününe yer vermiş ve Şiaların her yerde ve her zaman Hz Huseyn ve onun katledilmesi olayını canlı tuttuklarını, Muharrem ayının başından itibaren yas törenlerine başladıkları ve ayın sonuna kadar heyetler halinde yas tuttuklarını yazmaktadır.

Yazar Necef kentine de yer verdiği kitabında Hz. Huseyn’in atını Kerbela vadisine sürdüğü ve orada çadır kurduğunu ama düşmanlarının onu kuşatarak su yollarını tuttuğunu ve bu yaşanan tarihi olayların her an bugün bile insanların zihninde tazelendiğini belirtir.

Tanınmış şarkiyatçı Prof. Edward Brown da Hz. Huseyn ile ilgili olarak Peygamberin torununun susuz acımasızca Kerbela’da katledilmesinin en soğuk ve katı insanları bile etkileyeceğini, hamaset ve yasa yatkın olmayanların bile kendine geldiği ölümün ve derdin anlamını kaybettiği bir durumu yarattığını belirtmektedir.

Brown, Kerbela’nın feryadının kulağına yetişip de hüzünlenmeyecek ve dertlenmeyecek kalp bulunmayacağını düşünür.

İngiliz yazar Charles Dickens da “Eğer Hz. Huseyn dünyevi şeyler için savaşmak istiyorsa niye ailesi ve çocuklarını Kerbela’ya götürdüğünü anlamadım. Sonuçta onun İslam adına fedakarlık yapmak istediği hükmüne varmak çok mantıklı” demektedir.

Thomas Masaric de Hz. Huseyn ve Hz. İsa’yı kıyaslayarak, “Hz. İsa’nın musibetleri Hz. Huseyn’in musibetleri karşısında dağ karşısında bir yaprak gibi kalır” demektedir.

İngiliz şair J. I. Russel da hüzünlü aşura gününü şöyle tasvir etmektedir: “Onlar Hz. İmam’ın ağzını mızraklarla parçaladılar. atların nalları altında ezilen ey o beden ki bütün gözleri büyülemiş ve görenleri sihirlemişti. Dökülen mübarek kan yerde kurumuş, göklerin macunu gibi bu mübarek kanla şimdiye kadar hiçbir atın ayakları bulaşmamıştı.”
İngiliz yazar Gibon da “Kerbela hadisesinin üzerinden uzun yıllar geçmesine ve yaşanan olayların bizim vatanımızda olmamasına rağmen Hz. Huseyn’in yaşadığı musibetler en katı kalpli insanı bile duygulandıracak ve Hz. Huseyn’e karşı muhabbet uyandıracak olaylardır” der.

Amerikalı yazar Morris Ducbery de “Bizim yazarlarımız Kerbela hadisesini anlasalardı bugün yaşanan yas törenlerine şaşırmazlar anormal karşılamazlardı” demektedir.

Hz. Huseyn şeref,izzet, namus, halkı ve bulunduğu makam yolunda canını, malını ve ailesini feda etmiş ve Yezid’in maceraları ve zulmüne boyun eğlememiştir.

Hindistan halkının rehberi ve İngiliz sömürgesine karşı direnen şahsiyet Mahatma Gandi de Hz. Huseyn ve Kerbela ile ilgili “Ben Hindistan halkına yeni bir şey getirmedim, Kerbela kahramanı ve onun yaşadıklarından çıkardığım sonucu Hindistan halkına hediye ettim” demiştir.

Corci Zeydan da Hz. Huseyn ile ilgili “Başı kesilmiş Hz. Huseyn manzarası herkesi derinden etkiledi ve hüzünlendirdi… Yezid Hz. Huseyn’in kesik başına baktığında, başından ayağına titredi ve ne büyük bir hata yaptığını anladı” demektedir.

Nicholson da Kerbela hadisesinin Emevilerin en büyük hatası ve pişmanlığı olduğunu zira bu yaşanan feci olayın Şiaları birleştirdiğini ve Hz. Huseyn’in intikamı için bir araya geldiklerini belirtti.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar