Anneler Günü

0
Bir toplumun ayakta kalabilmesi ve hayatını sürdürebilmesi, o toplumu oluşturan ailenin sağlamlığına ve bütünlüğüne bağlıdır.
Aile yuvasının kurucuları anne ve babalardır. Bireyleri arasında iyi ilişkiler olan ailelerin oluşturduğu toplumlar; hücreleri sağlıklı, azaları eksiksiz bir bedene benzerler. Aile yuvasının kurulmasında ve yürütülmesinde, çocukların yetiştirilip büyütülmesinde ve topluma yararlı bir insan haline getirilmesinde asıl sorumluluk ve zahmet ebeveyne ve belkide çok önemli bir kısmı anneye aittir.    Ailenin temel direği olan anne ve babalar, çocukları için her türlü fedakârlığı yapan çok değerli varlıklardır. Bu nedenle, her evladın bu büyük insanlara karşı görev ve sorumlulukları vardır. Hiçbir çocuğun anne ve babasının hakkını dünyada iken ödemesi mümkün değildir. Zaten hiçbir anne ve baba da çocuklarından bu hakları ödemesini hiçbir zaman beklemez. Onların çocuklarından görmek istedikleri şey biraz saygı ve sevgidir. Yüce dinimiz İslam, anne ve baba hakları üzerinde titizlikle durmuş, anne ve babaya saygıyı bir sorumluluk ve bir görev olmaktan öte, dinin bir emri olarak kabul etmiştir. Bu hususta aşağıda mealini sunacağımız ayeti celile oldukça anlamlıdır.

“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “of” bile deme; onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!” diyerek dua et” (1) buyrulmuştur.

Dünya’ya gönderilişimizde sebebi hayatımız olan anne ve babalarımıza karşı evladın önemli sorumluluğu vardır. Çocuklar, hayatını devam ettirilebilmek için en tabii ihtiyaçlarını bile karşılamaktan aciz olarak bebeklik ve çocukluk devresini yaşarlar. Bu süre içerisinde anne ve babasının bakımına, himayesine ve şefkatine muhtaçtır. Aile yuvasında Cenab-ı Hakk’ın lütfettiği yavruya en iyi bir şekilde bakacak, gece-gündüz, soğuk-sıcak demeden onu en iyi bir şekilde kollayan, her türlü olumsuzluklara karşı, kendi hayatını bile tehlikeye atarak onu koruyan ve himaye eden onu her zaman şefkatle bağrına basan annedir.

Anne, çocuklar için her sıkıntıya katlanır, sevgi ve şefkat duyguları ile onları sımsıcak sarar, onların büyümeleri ve birey olarak yetişmeleri için didinir. Gerektiğinde yemez yedirir, giymez giydirir, hastalıklarında mutsuz, sağlıklı zamanlarında ise neşe ve sevinç içerisinde olur.

Yüce dinimiz, anne-babanın çocukları için karşılıksız olarak katlandıkları sıkıntılara, çektiği çilelere, gösterdikleri şefkat ve sevgiye karşılık onları mükâfatlandırmış, Allah’ın rızasını kazanabilmek için öncelikle anne-babasının sevgisinin kazanılmasını emretmiştir. Anne-babanın sevgisini kazanmak, gönüllerini hoş tutmakla, gerektiğinde onlara hizmet etmekle, öğütlerini önemsemekle, onlara saygılı davranmakla, onları incitmemekle ve bir şeye ihtiyaçları olduğunda da imkân ölçüsünde ihtiyaçlarını gidermekle mümkün olur.

Anne, bağlılığın, fedakârlığın, cömertliğin, karşılık beklemeden vermenin ve azalmayan, tükenmeyen bir sevginin kaynağıdır. Anne sevgisi ilahi rahmete benzer, hep verir, karşılık beklemez. Yüce dinimiz anne ve anne sevgisine özel bir yer vermiş, Cenneti ayakları altına sermiş, vaktinde kılınan namazdan sonra en sevimli işin anneye iyi davranmak olduğunu, Allah’ın rızasını kazanmanın, Cennete ulaşmanın en kolay yolunun anneye hizmetten ve anneyi gereği gibi sevmekten geçtiğini bildirmiştir.

Anneler senenin belli bir gününde sevilip diğer zamanlarda ihmal edilecek varlıklar değildir. Anneler ömür boyu hatta öldükten sonra bile sevgiye, saygıya, iyi davranılmaya ve hayırla anılmaya layık yüce varlıklardır.

Cüneyd Suavi’nin bir anısıyla yazımı tamamlamak istiyorum.

“Cuma namazındaydık. Sağ tarafımda yaşlı bir adam, onun sağında ise tek kişilik boş yer vardı.Yaşlı adam, farza kalkarken arkaya döndü ve boşluğun gerisinde duran 13-14 yaşlarındaki gence;

—Safı doldur evladım, dedi. Gel yanıma,

Çocuk mahcup bir ifadeyle;

—Mümkünse burada kılmak istiyorum, diye kekeledi. Oraya başkası geçebilir.

Yaşlı adam, çocuğun üzerinde bulunduğu uzun tüylü yeşil halıyı göstererek;

—Ne o dedi, Yoksa orası daha yumuşak diye mi gelmiyorsun?

Ve öfkeyle devam etti. Anne kuzusu, ne olacak;

Namaz bittiğinde, yaşlı adamın Cumasını tebrik ettim. Arkadaki genç de gelerek onun elini öptü. Adam söylediklerine çoktan pişman olmuştu. Delikanlının nurlu yanaklarını okşarken; sana “Anne kuzusu” dediğim için kusura bakma yavrum dedi. Bir anda ağzımdan kaçtı işte…

Çocuğun gözleri dolu dolu idi. Başını yere eğerken; söylediklerinizde haklısınız efendim, dedi. Üzerinde namaz kılmak için ısrar ettiğim halı, vefat ettiğinde annemin tabutuna örtülmüştü. Orada secdeye kapandığımda, sanki beni kucaklayacakmış gibi oluyor da…

Ne mutlu annelerini her gün sevenlere ve onları her zaman hatırlayanlara!

Ne mutlu annelerine en güzel şekilde davrananlara ve ihtiyaç hallerinde onlara hüsnü muamelede bulunanlara!

Ne mutlu annelerin sevgisini kazanıp hayır duasını alarak dünya ve ahiret mutluluğunu elde edenlere!

Yılın her gününün “ANNELER GÜNÜ” olması dileği ve temennisi ile…!

Ali  Melek

————————————————————

(1) İsra Suresi Ayet : 23-24

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar