Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow ALİ BULAÇ arrow Aşiret yapısı ve "feodal ilişkiler"
Aşiret yapısı ve "feodal ilişkiler" PDF Yazdır e-Posta
Kürt sorununa teşhis konulurken, aydınların ve akademik dünyanın başvurduğu kavramsallaştırmadan biri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin katı aşiret yapısı içinde yaşadığı, sorunun büyük ölçüde devam eden "feodal ilişkiler"den kaynaklandığı yönünde oluyor. Siyasette bunu en yüksek sesle dile getiren Bülent Ecevit olmuştur. Genellikle aydınlar da, modernleşmenin zorunlu bir süreç olduğuna inandıklarından kentleşme, ticarileşme, eğitim ve sanayi alanındaki gelişme trendi açısından bakıldığında bölgenin "geri" kaldığına hükmedip, sorunun modernleşme ile çözüleceğine inanmaktadırlar. Bunun medyada en popüler temsilcisi Taha Akyol sayılır. KÜRT SORUNU ÇERÇEVESİNDE

Aşiret yapısı ve "feodal ilişkiler"

 

Kürt sorununa teşhis konulurken, aydınların ve akademik dünyanın başvurduğu kavramsallaştırmadan biri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin katı aşiret yapısı içinde yaşadığı, sorunun büyük ölçüde devam eden "feodal ilişkiler"den kaynaklandığı yönünde oluyor. Siyasette bunu en yüksek sesle dile getiren Bülent Ecevit olmuştur. Genellikle aydınlar da, modernleşmenin zorunlu bir süreç olduğuna inandıklarından kentleşme, ticarileşme, eğitim ve sanayi alanındaki gelişme trendi açısından bakıldığında bölgenin "geri" kaldığına hükmedip, sorunun modernleşme ile çözüleceğine inanmaktadırlar. Bunun medyada en popüler temsilcisi Taha Akyol sayılır.      Edebiyat dünyasında marxist-sol romancılar bunu yıllarca roman konusu yapmaktadırlar. Yaşar Kemal'den Orhan Kemal'e Mahmut Makal'dan Fakir Baykurt'a kadar aynı hikayeyle karşılaşıyoruz. Hakikat şu ki, ne aşiret yapısı öyle tasvir edildiği kadar korkutucudur ne de aslında bölgede feodal bir yapı vardır. Osmanlı toprak sisteminde serf-senyör ilişkisi yoktur. Sipahi toprak sahibi ve toprak üzerinde yaşayanların maliki değildir, bir tür "devlet memuru"dur. 1815'te devletle Sened-i İttifak imzalayan eşraf ve ayan Batı feodal beyleriyle aynı kategoride ele alınamaz. Esasında Bizans'ın derebeylik sistemi Hz. Ömer'in Irak'ı fethettiği Kadisiye Savaşı'yla yıkıldı. Sevad arazisine getirdiği yeni statü, haraç ve miri arazi şeklinde Bilad-ı Şam, İran ve Anadolu'da 19. yüzyıla kadar sürdü. Hiçbir şekilde elmalarla armutları karıştırmamak lazım.       İlk defa toprak üzerinde özel mülkiyete kapı aralayacak olan gelişme 1858 Arazi Kanunnamesi'yle başlar. Batılılaşma geliştikçe toprak düzeni değişir. Ancak asıl bugün herkesin şikayet ettiği ağalık Ermeni ve Rumların tehciri, mübadelesi ve Cumhuriyet döneminde çıkan isyanların bastırılması karşılığında devletin yörenin nüfuzlu kişilerine geniş topraklar dağıtmasıyla ortaya çıkar. Bu konunun yeni bir perspektiften ele alınmasında zaruret vardır.       Bu açıdan bölgenin tarihi, toplumsal ve içinden geçtiği konjonktürel şartlarına baktığımızda feodaliteyle yakından uzaktan ilişkili olmadığını görebiliriz.       "Aşiret ilişkileri" ise çözülme sürecine girmiş olsa bile hala devam etmektedir. IHH'nin Genar'a yaptırdığı araştırma bize ilginç ipuçları vermektedir: Bir aşirete mensup olduğunu söyleyenler yüzde 11,1. Bu da kısmen olumsuz toplumsal davranışlara kaynaklık etse de, en genel anlamda olumlu rol oynamaktadır. Sözgelimi, bireylerin güvenli ortama, ailelerin iç sosyal güvenliğe sahip olmasının ve suç oranlarının düşüş göstermesinin önemli sebeplerinden biri koruyucu aşiret yapısıdır. Son zamanlarda televizyon dizilerinde aşiret yapısının kötülenmesi, bölgenin tümümün ağır bir aşiret esareti altında yaşıyormuş gibi gösterilmesi; bölgenin tarihi, toplumsal ve aktüel gerçeklerini yansıtmadığı gibi, "bir tür bölgesel ırkçılığın yayılması"na da sebep olmaktadır. Araştırmamızın bize sunduğu birkaç veri haklılığımızı göstermeye yetmektedir:      Mesela deneklerimizin yüzde 75,8'i, birinci derecede bir yakınları öldürüldüğünde, "hemen polise başvuracaklarını" söylemektedirler. Bu, elbette kendi başına kan davasına kalkışanların olmadığı anlamına gelmez, ancak geçmiş yıllarla mukayese edildiğinde bu nispetin hayli düştüğünü göstermektedir. Yine deneklerin yüzde 70,2'i, "istemediği birisiyle evlenmesi durumunda kızına bir şey yapmayacağını" belirtmektedir. Bu da, geri kalan oranın töre cinayetine baş vurduğu anlamına gelmiyor, bir kısmı polise başvurmayı düşünüyor, bir kısmı evlatlıktan reddedebileceğini söylüyor. Töre cinayetlerinden dolayı ailesinde ölenlerin oranı yüzde 1,9 görünüyor; bu elbette önemli bir rakamdır, ancak ihmal edilmemekle beraber bölgenin ana karakteristiğini teşkil edecek kadar da değildir.      Yukarıda geleneksel ve klasik formu içinde aşiret yapısının istikrarlı bir şekilde çözülmekte olduğuna değinmiştik. Bu aşiretin otoritesi ve bağlayıcılığı konusunda kendini açıkça göstermektedir. Mesela deneklerimizin ancak yüzde 21,1'i "kendilerini aşiretin kararlarına uymak zorunda hissettiklerini" söylemektedirler.      Bölgenin içinden geçtiği sosyal değişimi anlamanın bir yolu da medeni hayatta yaşanan gelişmelerdir. Burada evlilik şekli, nikah ve evlilik yaşı bize bir fikir verebilir:      Geleneksel anlamda görücü usulüyle evlenenlerin oranı bölgede yüzde 78'3; diğer bölgelerde yaşayanlar arasında ise yüzde 56,1 gözükmektedir. "Görücü usulüyle evlilik" elbette bölgeye özgü değildir; hiçbir şeklide "feodal ilişkilerin devamı" için gösterge sayılamaz. Diğer etnik kökene mensup ailelerde de bu usul devam etmektedir. Bölgede "imam nikahı" ile evli olanlar yüzde 36,5; her iki nikahla evli olanlar yüzde 54,9; sadece "resmi nikah"la yetinenler yüzde 8,3 olarak belirlenmektedir.       Batı bölgelerine oranla bölgede evlilik yaşının daha küçük olduğunu söylemek mümkün. Deneklerin yüzde 44,6'sı 16-20 yaş arası, yüzde 32,2'si 21-25 arasında evlenmektedirler. 10-15 yaş arası evlenenler yüzde 10,8; 26-30 arası evlenenler yüzde 10,7. Bütün bu veriler, bölgenin katı aşiret yapısı içinde ve "fedoal ilişkilere hapsolmuş" olarak yaşadığını iddia etmek için yeterli mi? Tabii ki hayır.
 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hayvanlar'da Yeniden Dirilecek mi?

Kuşkusuz hesap ve cezanın ilk şartı akıl, şuur ve onun peşi sıra teklif ve mesuliyettir. B...

 

Aleviler Namaz Kılmaz mı?

Sorunun cevabına geçmeden önce Alevi sözcüğünün ne anlama ...

 

Neden Gusül Alırız?

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cenabet guslünün sebebi, temizlik...

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

Hicri Takvim

Cemaziye'l-Ahir
28
Pazar
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

aysel
SLAM CANLAR BEN BİR ALEVİ KZIYIM AİLEMDEN GİZLİ KENDİMCE NAMAZ KILIP A
adem aras
Dün Hac Ümresine yolcu ettiğimiz H. S. Mir Kasım Hocamıza ve gruptaki
Burak Küpeli
Esselâmû Aleykûm ve Rahmetullah.  
Bismillahirrahmanirrahim
memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün18
Dün510
Bu Hafta3358
Bu Ay9014
Tüm Zamanlar381198
Şuanda 5 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

1000 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
6 Bu Ay
Son Üye: abdulkerım